pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 ADAN ZEYE AYET KONULARI

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

15 Temmuz 2024 Pazartesi

K-L AYETLER

K-L HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARI
İÇİNDEKİLER
1-) KIYAMET ŞÜPHESİZ KOPACAK ALLAH KABİRDE YATAN ÖLÜLERİ KESİNLİKLE DİRİLTECEKTİR
2-) ŞÜPHESİZ BİZ HERŞEYİ DAKİK ŞAŞMAZ BİR ÖLÇÜYE VE BİR KADERE GÖRE YARATTIK
3-) İSTER KITLIK,KURAKLIK.DEPREM İSTER HASTALIK,AÇLIK,ÖLÜM OLSUN HENÜZ MEYDANA GELMEDEN ÖNCE BİR KİTAPTA YAZILIDIR
4-) KİŞİNİN NE ZAMAN VE NEREDE ÖLECEĞİ BELLİDİR KİŞİ ÖLECEĞİ YERE KENDİ RIZASI İLE GİDER VE ORADA ÖLÜR ALLAH SİNELERDE GİZLENEN EN GİZLİ DUYGULARI DAHİ BİLİR
5-) YERYÜZÜNDEKİ BÜTÜN CANLILARIN RIZGI ALLAHA AİTTİR ALLAH HER CANLININ ANNE KARNINDAN BAŞLAYIP DEVAM EDEN HAYATININ HER AŞAMASINDA UĞRAYACAĞI MENZİLİ ORADA KALACAĞI SÜREYİ VE SÜRE BİTİMİNDE ÖLECEĞİ YERİ BİLİR BÜTÜN BUNLAR LEVHİ MAHFUZDA YAZILDIR
6-) KALEMLE YAZMAYI ÖĞRETEN ODUR
7-) KALÜ BELA İLE İLGİLİ AYETLER
8-) KİM BİR KİMSEYİ ÖLDÜRÜRSE SANKİ BÜTÜN İNSNLARI ÖLDÜRMÜŞ GİBİ ÖLUR KİMDE BİR CANI KURTARIRSA SANKİ BÜTÜN İNSANLARIN HAYATINI KURTARMIŞ GİBİ OLUR
9-) ŞAYET KARI KOCANIN ARASININ AÇILMASINDAN VE YUVANIN YIKILMASINDAN ENDİŞE EDERSENİZ KADININ VE ERKEĞİN AİLESİNDEN BİR HAKEM TAYİN EDİN
10-) YAPILAN İYİLİK VE KÖTÜLÜK HARDAL TANESİ KADAR OLSADA KAYANIN İÇİNDE SAKLIDA OLSA NERDE OLURSA OLSUN ALLAH ONU ÇIKARIP AHİRETTE KARŞINA GETİRİR
11-) ALLAH(CC) İNSANLARA ASLA HAKSIZLIK ETMEZ FAKAT İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE HAKSIZLIK EDER
12-) KİM GÜZEL VE MAKBUL BİR İŞ YAPARSA FAYDASI KENDİNEDİR KİMDE KÖTÜLÜK YAPARSA ZARARI KENDİNEDİR
13-) ALLAH(CC) DİLERSE KISIR BIRAKIR DİLERSE KIZ ERKEK İKİSİNDENDE VERİR
14-) BÜTÜN İNSANLAR VE CİNLER ŞU KURANIN BİR BENZERİNİ GETİRMEK ÜZERE BİR ARAYA GELSELER ASLA ONUN BENZERİNİ GETİREMEZLER
15-) BİZ KURANI MÜMİNLERE ŞİFA VE RAHMET OLARAK İNDİRİYORUZ
16-) KURANI SİNDİRE SİNDİRE OKUYUN DİYE KISIMLARA AYIRDIK ONU PARÇA PARÇA İNDİRDİK
17-) KURAN HARFLERİNİN VE KELİMELERİNİN TAM HAKKINI VEREREK MANASINI DÜŞNEREK TANE TANE OKU
18-) KURAN OKUNDUĞU ZAMAN SUSUP DİNLEYİN
19-) KURAN OKUMAYA BAŞLARKEN EĞUZU BESMELE ÇEKME EMRİ
20-) SABAH NAMAZININ ÖNEMİ
21-) YEMİN OLSUN KURANDA İNSANLAR İÇİN GEREKLİ HER KONUYU ÇEŞİTLİ USLUP VE ÖRNEKLERLE AÇIKLADIK
22-) BU KURAN GERÇEĞE AYKIRI BÜTÜN UNSURLARDAN UZAKTIR
23-) KURANI ARAPÇA İNDİRMESEYDİK ANLAMADIĞIMIZ DİLDEN KİTAP OLURMU DİYECEKLERDİ
24-) KURANI İYİCE ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINABİLMESİ İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK O HALDE DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN YOKMU
25-) KURANI KALBİNDE TOPLAYIP EZBERLEMEKTE ONU DİLİNDE AKITIP OKUTMAKTA BİZE AİTTİR
26-) CEBRAİLLE RESULULLAHIN KURANI MUKABELE YAPMASI CEBRAİLİN OKUYUP PEYGAMBERİMİZİN DİNLEMESİ
27-) RABBİN İÇİN NAMAZ KIL KURBAN KES
28-) HER İNSANIN İŞİ GÜCÜ AYRIDIR
29-) HER ZORLUKLA BERABER MUTLAKA KOLAYLIK VARDIR
30-) RESULULLAHA PEYGAMBERLİK GELMEDEN ÖNCE OKUMA YAZMA BİLMEZDİ BUNUN HİKMETİ KURANI SEN YAZIYORSUN SENİN SÖZÜNDÜR DEMEMELERİ İÇİNDİR
31-) RABBİMİN YOKLUKLA DERT VE IZDIRAPLA İMTİHAN ETMEDİĞİ HİÇBİR PEYGAMBER YOKTUR EN BÜYÜK NİMETLER VERDİĞİ SÜLEYMAN(AS) I BİLE İMTİHAN ETMİŞTİR
32-) ALAY ETMEK KÖTÜ LAKAP TAKMAK ÇOK BÜYÜK GÜNAHTIR
33-) KURANIN AYETLERİNİ NESH OLDU HÜKMÜ KALDIRILDI DİYEREK GİZLEYENLER YOKMU İŞTE ONLARA ALLAH LANET EDER HERKESTE LANET EDER
34-) GÖKLERDE VE YERYÜZÜNDE GİZLİ OLAN NE VARSA HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR
35-) DEĞİL HOCANIN KIZI KARISI PEYGAMBER KARISIDA OLSAN FAYDA ETMEZ LUT(AS) VE NUH(AS) KARILARI OLMAK ONLARI KURTARMADI
36-) ERKEK ERKEĞE EVLENEN LUT KAVMİNİN BAŞINA RABBİM TAŞ YAĞDIRDI VE HELAK ETTİ

1-) KIYAMET ŞÜPHESİZ KOPACAK ALLAH KABİRDE YATAN ÖLÜLERİ KESİNLİKLE DİRİLTECEKTİR
Hac / 7. Ayet
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ
Yine bunlardan şunu anlayın ki, kıyâmet hiç şüphesiz kopacak ve Allah kabirlerde yatan ölüleri kesinlikle diriltecektir.
2-) ŞÜPHESİZ BİZ HERŞEYİ DAKİK ŞAŞMAZ BİR ÖLÇÜYE VE BİR KADERE GÖRE YARATTIK
Kamer / 49. Ayet
اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
Şüphesiz biz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yarattık.
3-) İSTER KITLIK,KURAKLIK.DEPREM İSTER HASTALIK,AÇLIK,ÖLÜM OLSUN HENÜZ MEYDANA GELMEDEN ÖNCE BİR KİTAPTA YAZILIDIR
Hadid / 22. Ayet
مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ
İster kıtlık, kuraklık, deprem gibi yeryüzünde meydana gelen bir musîbet olsun, ister hastalık, açlık, ölüm gibi kendi canlarınızda, onu daha biz yaratmadan önce o bir kitapta yazılıdır. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır.
4-) KİŞİNİN NE ZAMAN VE NEREDE ÖLECEĞİ BELLİDİR KİŞİ ÖLECEĞİ YERE KENDİ RIZASI İLE GİDER VE ORADA ÖLÜR ALLAH SİNELERDE GİZLENEN EN GİZLİ DUYGULARI DAHİ BİLİR
Âl-i İmrân / 154. Ayet
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra Allah, bu kederin ardından size bir güven duygusu indirdi: tatlı bir uyuklama hâli ki içinizden en samimi olanları bürüyordu. Bu arada bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında câhiliyeye ait gerçek dışı zanlar besliyor ve: “Savaşa çıkma husûsunda bizim fikrimizi mi sordular?” diyorlardı. Sen de onlara: “Bütün karar ve yetki tamâmen Allah’a âittir” de. Onlar, aslında sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyor ve kendi aralarında: “Bizim fikrimiz sorulsa ve tercih hakkımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik” diyorlardı. Onlara de ki: “Siz evlerinizde bile bulunsaydınız, haklarında ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yerlere bir sebeple mutlaka çıkıp gideceklerdi.” Allah bunları, kalplerinizdeki samimiyeti denemek, gönüllerinizi şeytanın vesvesesinden temizlemek için yapmıştır. Allah sînelerde saklanan en gizli duyguları dahi bilir.
5-) YERYÜZÜNDEKİ BÜTÜN CANLILARIN RIZGI ALLAHA AİTTİR ALLAH HER CANLININ ANNE KARNINDAN BAŞLAYIP DEVAM EDEN HAYATININ HER AŞAMASINDA UĞRAYACAĞI MENZİLİ ORADA KALACAĞI SÜREYİ VE SÜRE BİTİMİNDE ÖLECEĞİ YERİ BİLİR BÜTÜN BUNLAR LEVHİ MAHFUZDA YAZILDIR
Hûd / 6. Ayet
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
Yeryüzünde kımıldayan bütün canlıların rızkı yalnızca Allah’a aittir. Allah, her canlının anne karnından başlayıp devam eden hayat yolculuğunun her basamağında uğrayacağı menzili, orada kalacağı süreyi ve bu basamağın sonunda emânet bırakılacağı yeri de bilir. Bütün bunlar, apaçık ve açıklayıcı-ayrıştırıcı bir kitapta kayıtlıdır.
Mü'minûn / 43. Ayet
مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ
Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
6-) KALEMLE YAZMAYI ÖĞRETEN ODUR
Alak / 4. Ayet
اَلَّذ۪ي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ
Kalemle yazmayı öğreten O’dur.
7-) KALÜ BELA İLE İLGİLİ AYETLER
A'râf / 172. Ayet
وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪ٓي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْۚ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ قَالُوا بَلٰىۚۛ شَهِدْنَاۚۛ اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِل۪ينَۙ
Hani Rabbin Âdem oğullarının bellerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine şâhit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuştu. Onlar da: “Evet, şâhitlik ederiz ki sen bizim Rabbimizsin” demişlerdi. Böyle yaptık ki kıyâmet günü: “Doğrusu bizim bundan haberimiz yoktu!” demeyesiniz.
A'râf / 173. Ayet
اَوْ تَقُولُٓوا اِنَّمَٓا اَشْرَكَ اٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْۚ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ
Veya: “Çok önceden beri atalarımız Allah’a şirk koşmuşlardı; biz de onların ardından gelip yapabileceği başka bir şey olmayan bir nesil idik. Şimdi kalkıp, o bâtıl şirk yolunu başlatanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin?” şeklinde bir mazerette bulunmayasınız.
8-) KİM BİR KİMSEYİ ÖLDÜRÜRSE SANKİ BÜTÜN İNSANLARI ÖLDÜRMÜŞ GİBİ ÖLUR KİMDE BİR CANI KURTARIRSA SANKİ BÜTÜN İNSANLARIN HAYATINI KURTARMIŞ GİBİ OLUR
Mâide / 32. Ayet
مِنْ اَجْلِ ذٰلِكَۚۛ كَتَبْنَا عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعًاۜ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِۘ ثُمَّ اِنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ فِي الْاَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
İşte bundan dolayı İsrâiloğulları için şu hükmü koyduk: “Bir cana kıymanın veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmanın cezası olmaksızın kim bir kimseyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller, mûcizeler getirdiler. Ne var ki, bütün bunlardan sonra onların pek çoğu hâlâ yeryüzünde taşkınlık yapıp durmaktadırlar.
9-) ŞAYET KARI KOCANIN ARASININ AÇILMASINDAN VE YUVANIN YIKILMASINDAN ENDİŞE EDERSENİZ KADININ VE ERKEĞİN AİLESİNDEN BİR HAKEM TAYİN EDİN
Nisâ / 35. Ayet
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا خَب۪يرًا
Şâyet karı-kocanın aralarının iyice açılmasından ve artık yuvanın dağılmasından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem belirleyin. İki taraf da iyi niyetle işi düzeltmek isterse, Allah karı-kocanın arasındaki dargınlığı giderip barışmalarını sağlayacaktır. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, kullarının her hâlinden haberdardır.
10-) YAPILAN İYİLİK VE KÖTÜLÜK HARDAL TANESİ KADAR OLSADA KAYANIN İÇİNDE SAKLIDA OLSA NERDE OLURSA OLSUN ALLAH ONU ÇIKARIP AHİRETTE KARŞINA GETİRİR
Lokman / 16. Ayet
يَا بُنَيَّ اِنَّهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ
“Evlâdım! Yaptığın iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, Allah onu çıkarıp âhirette karşına getirir. Çünkü Allah her şeyi bütün incelikleriyle bilir, her şeyden hakkiyle haberdardır.”
11-) ALLAH(CC) İNSANLARA ASLA HAKSIZLIK ETMEZ FAKAT İNSANLAR KENDİ KENDİLERİNE HAKSIZLIK EDER
Yunus / 44. Ayet
اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْـًٔا وَلٰكِنَّ النَّاسَ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Allah, insanlara aslâ haksızlık etmez. Fakat insanlar kendi kendilerine haksızlık ederler.
12-) KİM GÜZEL VE MAKBUL BİR İŞ YAPARSA FAYDASI KENDİNEDİR KİMDE KÖTÜLÜK YAPARSA ZARARI KENDİNEDİR
Câsiye / 15. Ayet
مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَسَٓاءَ فَعَلَيْهَاۘ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
Kim güzel ve makbul bir iş yaparsa, faydası kendinedir. Kim de kötülük yaparsa, zararı kendinedir. Sonunda hepiniz Rabbinizin huzuruna döndürüleceksiniz.
13-) ALLAH(CC) DİLERSE KISIR BIRAKIR DİLERSE KIZ ERKEK İKİSİNDENDE VERİR
Şûrâ / 50. Ayet
اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَاِنَاثًاۚ وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَٓاءُ عَق۪يمًاۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ قَد۪يرٌ
Yahut erkekli, kızlı, ikisinden de verir. Dilediğini de kısır bırakır. Şüphesiz O, her şeyi hakkiyle bilen, her şeye gücü yetendir.

14-) BÜTÜN İNSANLAR VE CİNLER ŞU KURANIN BİR BENZERİNİ GETİRMEK ÜZERE BİR ARAYA GELSELER ASLA ONUN BENZERİNİ GETİREMEZLER
İsrâ / 88. Ayet
قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا
De ki: “Bütün insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler ve bu hususta güçlerini birleştirip birbirlerine yardımcı da olsalar, imkânı yok, asla onun bir benzerini getiremezler.


GEÇMİŞ GELECEK İNSAN VE CİNLER BİR ARAYA GELSELER KURANIN BENZERİNİ GETİREMEZLER
İsrâ / 88. Ayet
قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يرًا
De ki: “Bütün insanlar ve cinler şu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler ve bu hususta güçlerini birleştirip birbirlerine yardımcı da olsalar, imkânı yok, asla onun bir benzerini getiremezler.
15-) BİZ KURANI MÜMİNLERE ŞİFA VE RAHMET OLARAK İNDİRİYORUZ
İsrâ / 82. Ayet
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ
الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَارًا
Biz Kur’an’ı mü’minlere şifa ve rahmet olarak indiriyoruz. O, zâlimlerin ise ancak ziyânını artırır.
16-) KURANI SİNDİRE SİNDİRE OKUYUN DİYE KISIMLARA AYIRDIK ONU PARÇA PARÇA İNDİRDİK
İsrâ / 106.Ayet
وَقُرْاٰنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَاَهُ۫ عَلَى النَّاسِ عَلٰى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنْز۪يلًا
Biz Kur’an’ı insanların zihinlerine ve kalplerine sindire sindire okuyasın diye kısımlara ayırdık ve onu parça parça indirdik.
17-) KURAN HARFLERİNİN VE KELİMELERİNİN TAM HAKKINI VEREREK MANASINI DÜŞNEREK TANE TANE OKU
Müzzemmil / 4. Ayet
اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْت۪يلًاۜ
Yahut yarısına biraz daha ilavede bulun. Kur’an’ı, harflerin ve kelimelerin tam hakkını vererek, mânasını düşünerek tane tane oku!
18-) KURAN OKUNDUĞU ZAMAN SUSUP DİNLEYİN
A'râf / 204. Ayet
وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Kur’an okunduğu zaman hemen dikkat kesilerek ona kulak verin, susup dinleyin ki rahmete eresiniz.


KURAN-I KERİMİN ARAPÇA OLMASINDAN RAHATSIZ OLANLAR İŞTE CEVABI KURAN VERİYOR KUREYŞ KABİLESİ VE PEYGAMBERİMİZ(SAV) ARAPÇA BİLDİKLERİ İÇİN ANLASINLAR DİYE RABBİM KURANI ARAPÇA İNDİRDİ TÜKÇE KONUŞSAYDILAR TÜRKÇE İNDİRİRDİ HALA ANLAMAYAN VARMI
Yusuf / 2. Ayet
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Hiç şüphesiz biz o kitâbı, düşünüp anlamanız için Arapça bir Kur’an olarak indirdik.
Hicr / 1. Ayet
الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ
Elif. Lâm. Râ. Bunlar, kitabın ve kendisi apaçık olup bütün gerçekleri açıklayan Kur’an’ın âyetleridir.
FATİHA SURESİNİN NAMAZIN HER REKATINDA OKUNMA EMRİ
Hicr / 87. Ayet
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
Rasûlüm! Elbette biz sana namazın her rekâtında tekrarlanan yedi âyet-i kerîmeyi ve Kur’ân-ı Azîm’i verdik
19-) KURAN OKUMAYA BAŞLARKEN EĞUZU BESMELE ÇEKME EMRİ
Nahl / 98. Ayet
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!
20-) SABAH NAMAZININ ÖNEMİ
İsrâ / 78. Ayet
اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِۜ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Güneşin öğleyin batıya doğru kaydığı andan gece karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namazı dosdoğru kıl; özellikle sabah namazını da kıl, çünkü sabah namazı şâhitlidir.

21-) YEMİN OLSUN KURANDA İNSANLAR İÇİN GEREKLİ HER KONUYU ÇEŞİTLİ USLUP VE ÖRNEKLERLE AÇIKLADIK
Kehf / 54. Ayet
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِلنَّاسِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ اَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا
Yemin olsun ki biz, bu Kur’an’da insanlar için gerekli her konuyu çeşitli üslup ve örneklerle açıkladık. Ne var ki insan, gerçekler karşısında kavga ve tartışmaya pek düşkündür.
22-) BU KURAN GERÇEĞE AYKIRI BÜTÜN UNSURLARDAN UZAKTIR
Zümer / 28. Ayet
قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Onu her türlü çelişkiden ve gerçeğe aykırı bütün unsurlardan uzak, dosdoğru Arapça bir Kur’an olarak indirdik; belki gittikleri yolun yanlışlığını anlayıp Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye.
23-) KURANI ARAPÇA İNDİRMESEYDİK ANLAMADIĞIMIZ DİLDEN KİTAP OLURMU DİYECEKLERDİ
Fussilet / 44. Ayet
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْاٰنًا اَعْجَمِيًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُۜ ءَاَۭۘعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّۜ قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ وَالَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ ف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًىۜ اُو۬لٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ۟
Biz o Kur’an’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar elbette: “Onun âyetleri anlayacağımız bir dille iyice açıklanmalı değil miydi? Arap olmayana yabancı dilde bir kitap olur mu?” diyeceklerdi. De ki: “O, iman edenlere doğru yolu gösteren bir rehber ve eşsiz bir şifa kaynağıdır.” İnanmayanlara gelince onların kulaklarında bir ağırlık vardır; Kur’an kendilerine kapalı ve karanlık gelir. Onlara sanki çok uzak bir yerden sesleniliyor da söyleneni duymuyorlar!
24-) KURANI İYİCE ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINABİLMESİ İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK O HALDE DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN YOKMU
Kamer / 17. Ayet
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
Andolsun biz bu Kur’an’ı, iyice anlaşılıp öğüt alınabilmesi için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alacak kimse yok mu?
25-) KURANI KALBİNDE TOPLAYIP EZBERLEMEKTE ONU DİLİNDE AKITIP OKUTMAKTA BİZE AİTTİR
Kıyamet / 17. Ayet
اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
Çünkü onu senin kalbinde toplayıp ezberletmek de, onu dilinde akıtıp okutmak da bize aittir.
26-) CEBRAİLLE RESULULLAHIN KURANI MUKABELE YAPMASI CEBRAİLİN OKUYUP PEYGAMBERİMİZİN DİNLEMESİ
Kıyamet / 18. Ayet
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
Biz onu sana okuduğumuzda, sen de onun okunuşunu tâkip et.
27-) RABBİN İÇİN NAMAZ KIL KURBAN KES
Kevser / 2. Ayet
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
28-) HER İNSANIN İŞİ GÜCÜ AYRIDIR
Leyl / 4. Ayet
اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىۜ
Sizin işleriniz, çalışıp çabalamalarınız çeşit çeşittir.
29-) HER ZORLUKLA BERABER MUTLAKA KOLAYLIK VARDIR
İnşirâh / 5. Ayet
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ
Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık vardır.
İnşirâh / 6. Ayet
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ
Evet, her zorlukla beraber elbet bir kolaylık vardır.
30-)  RESULULLAH(SAV) İLK İNEN  OKU VE YAZ EMRİ GEREĞİ OKUMA VE YAZMA ÖĞRENDİ PEYGAMBERİMİZİN OKUMA YAZMA BİLMEDİĞİ İFTİRASI HEM ONA HEM KURANA İFTİRADIR ÖYLE YA ALAK SURESİNDE İKRA OKU VE YAZ EMRİNİ ONA VERİLMEDİMİ 
Alak 1-5 
Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.
RESULULLAHA PEYGAMBERLİK GELMEDEN ÖNCE OKUMA YAZMA BİLMEZDİ BUNUN HİKMETİ KURANI SEN YAZIYORSUN SENİN SÖZÜNDÜR DEMEMELERİ İÇİNDİR
Ankebût / 48. Ayet
وَمَا كُنْتَ تَتْلُوا مِنْ قَبْلِه۪ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَم۪ينِكَ اِذًا لَارْتَابَ الْمُبْطِلُونَ
Sen, bu kitap sana indirilmeye başlamadan önce ne bir kitap okuyor, ne de onu elinle yazıyordun. Eğer bunları yapmış olsaydın, Kur’an’la ilgili bâtıl iddialar peşinde koşanların, onun Allah’tan geldiği gerçeği konusunda şüphe duymaya bir mazeretleri olabilirdi.
31-) RABBİMİN YOKLUKLA DERT VE IZDIRAPLA İMTİHAN ETMEDİĞİ HİÇBİR PEYGAMBER YOKTUR EN BÜYÜK NİMETLER VERDİĞİ SÜLEYMAN(AS) I BİLE İMTİHAN ETMİŞTİR
Sâd / 34. Ayet
وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ
Biz Süleyman’ı da imtihan ettik ve onu tahtı üzerinde âdeta ruhsuz bir ceset hâlinde bıraktık. Sonra o bize yöneldi.
32-) ALAY ETMEK KÖTÜ LAKAP TAKMAK ÇOK BÜYÜK GÜNAHTIR
Hucurât / 11. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey iman edenler! Bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin; belki de o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; belki o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinizi incitici, aşağılayıcı kötü lakaplarla çağırmayın. Bir insan iman ettikten sonra onu fâsıklığı çağrıştıran bir isimle çağırmak ne kötü bir davranıştır ve böyle yapıp imandan sonra fâsıklık damgası yemek de ne kötüdür. Bu tür davranışların ardından kim tevbe edip Allah’a yönelmezse, işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir.
33-) KURANIN AYETLERİNİ NESH OLDU HÜKMÜ KALDIRILDI DİYEREK GİZLEYENLER YOKMU İŞTE ONLARA ALLAH LANET EDER HERKESTE LANET EDER
Bakara / 159. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ
İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyeti biz kitapta insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah lânet eder hem de lânet edebilecek herkes lânet eder.
34-) GÖKLERDE VE YERYÜZÜNDE GİZLİ OLAN NE VARSA HEPSİ APAÇIK BİR KİTAPTADIR
Neml / 75. Ayet
وَمَا مِنْ غَٓائِبَةٍ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ
Çünkü göklerde ve yerde gizli olan ne varsa, hepsi apaçık bir kitapta yer almaktadır.
Nûr / 8. Ayet
وَيَدْرَؤُ۬ا عَنْهَا الْعَذَابَ اَنْ تَشْهَدَ اَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللّٰهِۙ اِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۙ
Zinâ isnadıyla suçlanan kadına gelince, kocasının yalan söylediğine dâir her defasında Allah adına yemin ederek dört kez şâhitlikte bulunursa, üzerinden ceza kalkar.
35-) DEĞİL HOCANIN KIZI KARISI PEYGAMBER KARISIDA OLSAN FAYDA ETMEZ LUT(AS) VE NUH(AS) KARILARI OLMAK ONLARI KURTARMADI
Tahrim / 10. Ayet
ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍۜ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَق۪يلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِل۪ينَ
Allah, inkâr edenlere Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek verir. Her ikisi de, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında idiler, fakat onlara ihânet ettiler. Peygamber olan kocalarının Allah karşısında onlara hiçbir yardımı dokunmadı. Onlara: “Haydin, cehenneme girenlerle beraber siz de ateşe girin!” denildi.
OĞLUNUN ŞERRİNDEN İMANSIZLIĞINDAN ŞİKAYETCİ OLAN MÜSLÜMAN NUH(AS) OĞLUNU İMANA GETİRMEK İÇİN ÇOK CABALADI ÇOK YALVARDI AMA OĞLU İMAN ETMEDİ OĞLUMU HİDAYETE ERDİR DİYE BU SEFER ALLAHA YALVARDI DUA ETTİ RABBİMDE KABUL ETMEDİ İMAN NASİP İŞİDİR BUYURDU SEN O PEYGAMBERDEN ÜSTÜNMÜSÜN İMAN NASİP İŞİDİR ALLAH NASİP ETMEDİKÇE PEYGAMBERDE OLSAN OĞLUNU İMANA GETİREMEZSİN
HUD SURESİ 42. AYET
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.
وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادَى نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَب مَّعَنَا وَلاَ تَكُن مَّعَ الْكَافِرِينَ
Ve hiye tecri bihim fi mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fi ma'zilin ya buneyyerkeb meana ve la tekun meal kafirin.
HUD SURESİ 43. AYET
O: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır." deyince; "Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur." dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.
قَالَ سَآوِي إِلَى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاء قَالَ لاَ عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِلاَّ مَن رَّحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ
Kale seavi ila cebelin ya'sımuni minel ma' kale la asımel yevme min emrillahi illa men rahim, ve hale beynehumal mevcu fe kane minel mugrakin.
36-) ERKEK ERKEĞE EVLENEN LUT KAVMİNİN BAŞINA RABBİM TAŞ YAĞDIRDI VE HELAK ETTİ
A'râf / 84. Ayet
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ۟
Üzerlerine müthiş bir taş yağmuru yağdırdık. Bir bak ki, günahkârların âkıbeti nasıl oldu!







17 Eylül 2022 Cumartesi

A -AYETLER

İÇİNDEKİLER
1-) ARAF
2-) AY IŞIĞI GÜNEŞTEN ALIR
3-) ARIYA KOVAN YAPMA EMRİ
4-) BAL ŞİFADIR
1-) ARAF
A'râf / 46. Ayet
وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّا بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ
Cennetle cehennem arasında bir perde vardır. A‘râf üzerinde de cennetlik ve cehennemlikleri simalarından tanıyan adamlar bulunur. Onlar cennet ehline: “Selâm size!” diye seslenirler. Kendileri ise henüz cennete girmemiş, fakat oraya girmeyi şiddetle arzulamaktadırlar
Ankebût / 22. Ayet
وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟
Hem siz, yerin derinliklerine de girseniz, göğün enginliklerine de çıksanız Allah’ın elinden ve hakkınızda vereceği hükmünden kurtulamazsınız. Zâten sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.
YEMİNLERİNİ BOZANA BÜYÜK AZAP VARDIR
Nahl / 94.Ayet
وَلَا تَتَّخِذُٓوا اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا السُّٓوءَ بِمَا صَدَدْتُمْ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۚ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
Sakın yeminlerinizi aranızda aldatma ve işi bozma sebebi kılmayın. Aksi takdirde, sağlamca yere bastıktan sonra ayaklarınız kayar ve Allah’ın yolundan saptığınız, başkalarını da bu yoldan alıkoyduğunuz için dünyada bunun acı sonucunu tadarsınız, ayrıca âhirette de büyük bir azaba uğrarsınız.
2-) AY IŞIĞI GÜNEŞTEN ALIR
Şems / 2. Ayet
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ
Güneşi izleyip ışığını yansıtan aya,
Hâkka / 17. Ayet
وَالْمَلَكُ عَلٰٓى اَرْجَٓائِهَاۜ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌۜ
Melekler de göğün etrafında bulunurlar. Rabbinin arşını o gün, başlarının üstünde sekiz melek yüklenir
3-) ARIYA KOVAN YAPMA EMRİ
Nahl / 68. Ayet
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذ۪ي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ
الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَۙ
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların kurdukları çardaklarda kendine göz göz kovan edin.”
4-) BAL ŞİFADIR
Nahl / 69. Ayet
ثُمَّ كُل۪ي مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُك۪ي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًاۜ يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ ف۪يهِ شِفَٓاءٌ لِلنَّاسِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
“Sonra her türlü meyveden ye de, bal yapmak üzere Rabbinin sana takip etmen için belirlediği yolları tam bir inkıyatla tut!” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Şüphesiz bunda, sistemli bir şekilde düşünen kimseler için kesin bir delil ve ibret vardır.






B-C AYETLER


B HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARI
İÇİNDEKİLER
1-) HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME
2-) HAS KULLAR YALANCI ŞAHİTLİK ETMEZLER BOŞ SÖZ VE DAVRANIŞTA VAKAR İÇİNDE ORADAN AYRILIRLAR
3-) EY MÜMİNLER KAFİRLERLE SAVAŞTA KARŞILAŞTIĞINIZ ZAMAN HEMEN BOYUNLARINI VURUN
4-) KİBİR
5-) SİHİR-BÜYÜ
6-) İNSANIN ÖLECEĞİ YER BELLİDİR İNSAN ÖLDÜRÜLEĞİ YERE KENDİ İSTEĞİ İLE GİDER
7-) CAHİLLERDEN YÜZ ÇEVİR
8-) KÖTÜLÜK YAPANA DENK CEZA İYİLİK YAPANA 10 MİSLİ MÜKAFAT
9-) BAZI AYETLER NESH EDİLDİ HÜKMÜ KALDIRILDI DİYEREK AYETLERİ GEÇERSİZ KILMAK VE SÖNDÜRMEK İÇİN UĞRAŞANLARA YAKICI CEHENNEM ATEŞİ VARDIR
10-) CİNLER İNSANLARI YOLDAN ÇIKARDIKLARI İÇİN KIYAMETTE HESABA ÇEKİLECEK VE CEHENNEME ATILACAKLARDIR
11-) CİNLER GAYBI BİLSELERDİ SÜLEYMAN(AS) IN ÖLDÜĞÜNÜ ANLARLARDI
12-) CENNETTE BEKAR ERKEKLERE VE EŞİ CEHENNEMDE KALDIĞI İÇİN CENNETTE BEKAR KALAN ERKEKLERE EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BAKİRE KIZLAR VERİLECEKTİR
13-) NUHUN GEMİSİ CUDİ DAĞINA OTURDU
1-) HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME
İsrâ / 36. Ayet
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.
YÖNETİCİLER KIYAMET GÜNÜNDE KENDİ GÜNAHLARININ HESABININ YANINDA ETKİ ALTINDAKİLERİNİ GÜNAHA SÜRÜKLEDİKLERİ İÇİN ONLARIN GÜNAHLARINIDA YÜKLENECEKLERDİR BU NE KÖTÜ BİR YÜKTÜR
Nahl / 25. Ayet
لِيَحْمِلُٓوا اَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۙ وَمِنْ اَوْزَارِ الَّذ۪ينَ يُضِلُّونَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَزِرُونَ۟
Neticede onlar kıyâmet gününde kendi günahlarını tamâmen yüklendikleri gibi, bilgisizce saptırdıkları kimselerin bazı günahlarını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, sırtlarına ne kötü bir yük alıyorlar!
BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME ÇÜNKÜ GÖZ,KULAK VE GÖNÜL SORUMLUDUR
İsrâ / 36. Ayet
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur.
2-) HAS KULLAR YALANCI ŞAHİTLİK ETMEZLER BOŞ SÖZ VE DAVRANIŞTA VAKAR İÇİNDE ORADAN AYRILIRLAR
Furkan / 72. Ayet
وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
O has kullar, yalancı şâhitlik etmezler. Boş bir söz ve davranışa rastladıklarında ise yüz çevirip vakar içinde oradan geçip giderler.
MÜHİM BİR İŞİ BİTİRDİĞİNDE HEMEN BAŞKA BİR İŞE SARIL
İnşirâh / 7. Ayet
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ
O halde mühim bir işi bitirdiğinde hemen başka bir mühim işe sarıl.
3-) EY MÜMİNLER KAFİRLERLE SAVAŞTA KARŞILAŞTIĞINIZ ZAMAN HEMEN BOYUNLARINI VURUN
Muhammed / 4. Ayet
فَاِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ
Öyleyse, ey mü’minler, kâfirlerle savaşta karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun.
4-) KİBİR
Lokman / 18. Ayet
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ
“Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, kibirle kasılan,
kendini beğenmiş, çokça övünüp duran hiç kimseyi sevmez.”
İsrâ / 37. Ayet
وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحًاۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا
Hem yeryüzünde büyüklük taslayarak yürüme. Çünkü kendini ne kadar büyük görürsen gör ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin.
Furkan / 61. Ayet
تَبَارَكَ الَّذ۪ي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُن۪يرًا
Gökte burçları var eden, onların içine ışık kaynağı bir güneş ile aydınlatıcı bir ay yerleştiren Allah yüceler yücesidir, bütün nimet, feyiz ve bereketin kaynağıdır.
A'râf / 48. Ayet
وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
A‘râftakiler, simalarından tanıdıkları cehennem ehli bazı adamlara seslenerek şöyle derler: “Gördünüz ya, ne kalabalık taraftarlarınız, ne hesapsız servetiniz, ne de kibirli tavırlarınız bugün size bir fayda sağladı.”
5-) SİHİR-BÜYÜ
Bakara / 102. Ayet
وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Onlar, Süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: “Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar, Allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. Elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!
6-) İNSAN EVİNDE BİLE OLSA İNSAN ÖLDÜRÜLEĞİ YERE KENDİ İSTEĞİ İLE GİDER İNSANIN ÖLECEĞİ YER KESİNLİKLE BELLİDİR
Âl-i İmrân / 154. Ayet
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra Allah, bu kederin ardından size bir güven duygusu indirdi: tatlı bir uyuklama hâli ki içinizden en samimi olanları bürüyordu. Bu arada bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında câhiliyeye ait gerçek dışı zanlar besliyor ve: “Savaşa çıkma husûsunda bizim fikrimizi mi sordular?” diyorlardı. Sen de onlara: “Bütün karar ve yetki tamâmen Allah’a âittir” de. Onlar, aslında sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyor ve kendi aralarında: “Bizim fikrimiz sorulsa ve tercih hakkımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik” diyorlardı. Onlara de ki: “Siz evlerinizde bile bulunsaydınız, haklarında ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yerlere bir sebeple mutlaka çıkıp gideceklerdi.” Allah bunları, kalplerinizdeki samimiyeti denemek, gönüllerinizi şeytanın vesvesesinden temizlemek için yapmıştır. Allah sînelerde saklanan en gizli duyguları dahi bilir.
7-) CAHİLLERDEN YÜZ ÇEVİR
A'râf / 199. Ayet
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِل۪ينَ
Rasûlüm! Sen yine de af yolunu tut, iyiliği emret ve câhiller­den yüz çevir.

8-) KÖTÜLÜK YAPANA DENK CEZA İYİLİK YAPANA 10 MİSLİ MÜKAFAT VARDIR
En'âm / 160. Ayet
مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Kim bir iyilik yaparsa, yaptığının on katıyla mükâfat­landırı­lacaktır. Kim de bir kötülük yaparsa ancak o kötülüğe denk bir ceza görecektir. Kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır.

9-) BAZI AYETLER NESH EDİLDİ HÜKMÜ KALDIRILDI MODASI GEÇTİ DİYEREK AYETLERİ GEÇERSİZ KILMAK VE SÖNDÜRMEK İÇİN UĞRAŞANLARA YAKICI CEHENNEM ATEŞİ VARDIR
Hac / 51. Ayet
وَالَّذ۪ينَ سَعَوْا ف۪ٓي اٰيَاتِنَا مُعَاجِز۪ينَ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ
Akılları sıra âyetlerimizi geçersiz kılmak ve söndürmek için uğraşıp duranlara gelince, işte onlar da yakıcı cehennemin yârân ve yoldaşlarıdır.
10-) CİNLER İNSANLARI YOLDAN ÇIKARDIKLARI İÇİN KIYAMETTE HESABA ÇEKİLECEK VE CEHENNEME ATILACAKLARDIR
En'âm / 128. Ayet
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَم۪يعًاۚ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُمْ مِنَ الْاِنْسِۚ وَقَالَ اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمْ مِنَ الْاِنْسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَٓا اَجَلَنَا الَّذ۪ٓي اَجَّلْتَ لَنَاۜ قَالَ النَّارُ مَثْوٰيكُمْ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ اِنَّ رَبَّكَ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ
Allah bütün insanları ve cinleri huzurunda toplayacağı kıyâmet günü: “Ey cinler topluluğu! Siz insanlardan pek çoğunu yoldan çıkardınız” buyuracak. İnsanlardan cinlere uymuş ve onlarla iyice yakınlık peyda etmiş olanlar da: “Rabbimiz! Doğrusu biz, birbirimizden faydalandık ve böylece bizim için takdir ettiğin sürenin sonuna geldik” diyecekler. Bunun üzerine Allah şöyle buyuracak: “Sizin varacağınız yer ateştir. Allah aksini dilemedikçe, hepiniz orada sonsuza kadar kalacaksıznız.” Şüphesiz senin Rabbin, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olan, her şeyi hakkiyle bilendir.

11-) CİNLER GAYBI BİLSELERDİ SÜLEYMAN(AS) IN ÖLDÜĞÜNÜ ANLARLARDI
Sebe' / 14. Ayet
فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ
Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi.
MÜSLÜMAN OLAN CİNLER
Ahkaf / 29. Ayet
وَاِذْ صَرَفْنَٓا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُٓوا اَنْصِتُواۚ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِر۪ينَ
Hani cinlerden bir grubu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onu dinlemek üzere hazır hâle geldiklerinde, birbirlerine: “Susun, dinleyelim!” dediler. Okuman tamamlanınca da kavimlerine birer uyarıcı olarak döndüler.
12-) CENNETTE BEKAR ERKEKLERE VE EŞİ CEHENNEMDE KALDIĞI İÇİN CENNETTE BEKAR KALAN ERKEKLERE EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BAKİRE KIZLAR VERİLECEKTİR
Rahmân / 56. Ayet
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
O cennetlerde bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş öyle tatlı bakışlı güzel kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir in­san eli değmiştir ne de cin
.13-) NUHUN GEMİSİ CUDİ DAĞINA OTURDU
Bu dağ, yapılan araştırmalara göre Türkiye’de Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Türkiye-Irak sınırına 15 km. uzaklıkta Dicle ırmağının kıyısında bulunan Cizre’nin 32 km. kuzeydoğusunda, Şırnak il merkezine 17 km. mesafededir.
Hûd / 44. Ayet
وَق۪يلَ يَٓا اَرْضُ ابْلَع۪ي مَٓاءَكِ وَيَا سَمَٓاءُ اَقْلِع۪ي وَغ۪يضَ الْمَٓاءُ وَقُضِيَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَق۪يلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ
Nihâyet Allah’tan: “Ey yer suyunu yut! Ey gök suyunu tut” emri geldi. Sular çekildi, iş bitirildi, gemi Cûdî dağının üzerine oturdu ve “Kahrolsun o zâlimler topluluğu” denildi.
Cum'a / 9. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda hemen Allah’ı anmaya koşun; işi, alış verişi bırakın! Eğer bilirseniz sizin için hayırlı olan budur.
Nûr / 35. Ayet
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜAllah, göklerin ve yerin nûrudur.
Furkan / 74. Ayet
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا
Onlar: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözümüzü aydınlatacak, gönlümüzü sevindirecek sâlih kimseler ihsân eyle! Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” diye duâ ederler.

E-F AYETLER



İÇİNDEKİLER
1-) ALLAH(CC) İNSANI HER GECE UYUTUP ÖLDÜRÜYOR HER SABAHTA UYANDIRIP DİRİLTİYOR
2-) HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR
3-) CİNLER ATEŞTEN YARATILMIŞTIR
4-) İNSAN TOPRAKTAN YARATILMIŞTIR
5-) İNSAN OMURGA KEMİĞİ İLE GÖĞÜS BÖLGESİ ARASINDAN ÇIKAN FIŞKIRARAK ÇIKAN BİR SUDAN MEYDANA GELİR
6-) EŞEK GİBİ SESİNİ YÜKSELTME EN BEĞENİLMEYEN SES EŞEK SESİDİR
7-) ALLAH(CC) KULLARINA BOLBOL RIZIK VERSEYDİ YERYÜZÜNDE TAŞKINLIK EDERLERDİ
8-) YUVANIN DAĞILMASINDAN ENDİŞE EDERSENİZ İKİ TARAFTAN HAKEM BELİRLEYİN

9-) CUMA NAMAZI

10-) MÜNAFIKLARIN CENAZE NAMAZI KILINMAZ VE KABRİNİN BAŞINDA DURULMAZ YANİ CENAZESİNE KATILINMAZ
11-) MÜMİNLER HER TÜRLÜ BOŞ SÖZ VE FAYDASIZ İŞLERDEN YÜZ ÇEVİRİR
12-) SİZE YAPILAN KÖTÜLÜĞE AYNI İLE KARŞILIK VERİN

13-) ŞEYTAN SİZİ FAKİRİKLE KORKUTUR HER TÜRLÜ HAYASIZLIĞA VE AHLAKSIZLIĞA TEŞVİK EDER
14-) ZENGİNLERİN MALINA GÖZ DİKMEYİN ÇALIŞIN VE ALLAHTAN İSTEYİN
15-) MÜMİNLER EN HAYIRI ÜMMETTİR ÇÜNKÜ İYİLİĞİ EMREDER KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİRİRSİNİZ
16-) ALLAHIN İSMİ ANILMADAN KESİLEN HAYVANLARIN ETİNİ YEMEYİN
17-) FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN DAHA BETERDİR

1-) ALLAH(CC) İNSANI HER GECE UYUTUP ÖLDÜRÜYOR HER SABAHTA UYANDIRIP DİRİLTİYOR UYKUDAN KORKMUYORSUNDA ÖLÜMDEN NİYE KORKUYORSUN 
En'âm / 60. Ayet
وَهُوَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْ بِالَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ ف۪يهِ لِيُقْضٰٓى اَجَلٌ مُسَمًّىۚ ثُمَّ اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟
O Allah, sizi geceleyin ölü gibi uyutuyor, gündüzleyin ne yaptığınızı biliyor, sonra sizi belirlenmiş ecelin tamamlanması için sabah vaktinde uyandırarak yeniden diriltiyor. En sonunda dönüşünüz O’na olacak, o da size yaptıklarınızı bir bir haber verecektir.
Mü'minûn / 43. Ayet
مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَۜ
Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
2-) HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR
Âl-i İmrân / 185. Ayet
كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَۜ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Her nefis ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyâmet günü tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa, gerçekten o kurtuluşa ermiştir. İyi bilin ki, bu dünya hayatı, aldatıcı bir faydadan başka bir şey değildir.
3-) CİNLER ATEŞTEN YARATILMIŞTIR
Hicr / 27. Ayet
وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ
Cinlere gelince, onları daha önceden bedenin gözeneklerine işleyen zehirleyici, yakıcı, kavurucu bir ateşten yaratmıştık.
4-) İNSAN TOPRAKTAN YARATILMIŞTIR
Hicr / 33. Ayet
قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ
İblîs: “Ben senin pişmemiş kuru çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana asla secde edecek değilim” diye karşılık verdi.
5-) İNSAN OMURGA KEMİĞİ İLE GÖĞÜS BÖLGESİ ARASINDAN ÇIKAN FIŞKIRARAK ÇIKAN BİR SUDAN MEYDANA GELİR
Târık / 6. Ayet
خُلِقَ مِنْ مَٓاءٍ دَافِقٍۙ
Yaratıldı fışkırarak dökülen basit bir sudan,
Târık / 7. Ayet
يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَٓائِبِۜ
Omurga kemiği ile göğüs bölgesi arasından çıkan.
6-) EŞEK GİBİ SESİNİ YÜKSELTME EN BEĞENİLMEYEN SES EŞEK SESİDİR
Lokman / 19. Ayet
وَاقْصِدْ ف۪ي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَۜ اِنَّ اَنْكَرَ الْاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَم۪يرِ۟
“Yürüyüşünde ölçülü ve dengeli ol; konuşurken de sesini ayarla. Unutma ki, seslerin en beğenilmeyeni eşeklerin sesidi
7-) ALLAH(CC) KULLARINA BOLBOL RIZIK VERSEYDİ YERYÜZÜNDE TAŞKINLIK EDERLERDİ
Şûrâ / 27. Ayet
وَلَوْ بَسَطَ اللّٰهُ الرِّزْقَ لِعِبَادِه۪ لَبَغَوْا فِي الْاَرْضِ وَلٰكِنْ يُنَزِّلُ بِقَدَرٍ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّهُ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرٌ بَص۪يرٌ
Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, elbette yeryüzünde taşkınlık ederlerdi. Bu sebeple O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarının bütün hallerini çok iyi bilmekte ve onları hakkiyle görmektedir.
8-) YUVANIN DAĞILMASINDAN ENDİŞE EDERSENİZ İKİ TARAFTAN HAKEM BELİRLEYİN
Nisâ / 35. Ayet
وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَٓا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يمًا خَب۪يرًا
Şâyet karı-kocanın aralarının iyice açılmasından ve artık yuvanın dağılmasından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailesinden birer hakem belirleyin. İki taraf da iyi niyetle işi düzeltmek isterse, Allah karı-kocanın arasındaki dargınlığı giderip barışmalarını sağlayacaktır. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, kullarının her hâlinden haberdardır.
9-) CUMA NAMAZI
Cum'a / 9. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda hemen Allah’ı anmaya koşun; işi, alış verişi bırakın! Eğer bilirseniz sizin için hayırlı olan budur.
HASTA OLANLAR ,YOLCULUĞA ÇIKANLAR TUTAMADIKLARI HERGÜNÜ BAŞKA ZAMAN TUTARLAR ORUCA DAYANAMAYACAK KADAR ZAYIF,OLANLAR HERGÜN İÇİN BİR FAKİRİ DOYURACAK KADAR FİDYE VERİRLER
Bakara / 184. Ayetاَيَّامًا مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Oruç sayılı ve belli günlerde tutulur. Ancak bu günlerde hasta olup veya yolculuğa çıkıp da oruç tutamayanlarınız, tutamadığı oruçları diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlara ise, tutamadıkları her gün için bir fakiri bir gün doyuracak kadar fidye gerekir. Kim de, gönlünden koparak birden fazla fakiri doyurur veya fidye miktarını artırırsa, kendisi için daha hayırlı olur. Ama her şeye rağmen oruç tutmanız, bir bilseniz, sizin için elbette daha hayırlıdır

10-) MÜNAFIKLARIN CENAZE NAMAZI KILINMAZ VE KABRİNİN BAŞINDA DURULMAZ YANİ CENAZESİNE KATILINMAZ
Tevbe / 84. Ayet
وَلَا تُصَلِّ عَلٰٓى اَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ اَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلٰى قَبْرِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ
Onlardan ölen hiç kimsenin cenâze namazını kılma ve hakkında dua etmek maksadıyla kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah ve Rasûlü’nü inkâr etmişler ve yoldan çıkmış kimseler olarak ölmüşlerdir.

11-) MÜMİNLER HER TÜRLÜ BOŞ SÖZ VE FAYDASIZ İŞLERDEN YÜZ ÇEVİRİR
Mü'minûn / 3. Ayet
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ
Onlar her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler.

12-) SİZE YAPILAN KÖTÜLÜĞE AYNI İLE KARŞILIK VERİN
Nahl / 126. Ayet
وَاِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِه۪ۜ وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِر۪ينَ
Size yapılan bir kötülüğe karşılık verecekseniz, size yapılan muâmelenin aynısıyla mukâbele edin. Yok, eğer sabrederseniz, böyle davranmak, sabredenler için elbette daha hayırlıdır.

13-) ŞEYTAN SİZİ FAKİRİKLE KORKUTUR HER TÜRLÜ HAYASIZLIĞA VE AHLAKSIZLIĞA TEŞVİK EDER ALLAH(CC) İSE SİZİ BAĞIŞLAMAYI VE BOL NİMET VERMEYİ VADEDER 
Bakara / 268. Ayet
اَلشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُمْ بِالْفَحْشَٓاءِۚ وَاللّٰهُ يَعِدُكُمْ مَغْفِرَةً مِنْهُ وَفَضْلًاۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌۚ
Şeytan sizi fakirlikle korkutur; sizi her türlü hayasızlığı ve ahlâksızlığı yapmaya teşvik eder. Allah ise size bağışlamayı ve bol nimet vermeyi va‘deder. Allah, lutfu pek geniş olan, her şeyi hakkıyla bilendir.

14-) ZENGİNLERİN MALINA GÖZ DİKMEYİN ÇALIŞIN VE ALLAHTAN İSTEYİN
Nisâ / 32. Ayet
وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَۜ وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا
Allah’ın bir kısmınıza diğerlerinden daha fazla verdiği, dolayısıyla başkalarında bulunup sizde olmayan şeylere göz dikip imrenmeyin. Erkeklere çalışıp kazandıklarından bir pay olduğu gibi, kadınlara da çalışıp kazandıklarından bir pay vardır. O halde çalışın da, daha hayırlı şeyleri Allah’ın lutfundan isteyin. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir.
15-) MÜMİNLER EN HAYIRI ÜMMETTİR ÇÜNKÜ İYİLİĞİ EMREDER KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİRİRSİNİZ
Âl-i İmrân / 110. Ayet
كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ
Ey mü’minler! Siz, insanların iyiliği için yeryüzüne çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü siz usûlünce iyilikleri ve güzellikleri emredip yayar; kötülük ve çirkinlikleri yasaklayıp önüne geçmeye çalışırsınız. Bunu da zâten Allah’a inandığınızdan dolayı, onun bir gereği olarak yaparsınız. Ehl-i kitap da iman etseydi, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Gerçi içlerinde inananlar da var, fakat onların çoğu dinden çıkmış fâsıklardır.
16-) ALLAHIN İSMİ ANILMADAN KESİLEN HAYVANLARIN ETİNİ YEMEYİN
En'âm / 121. Ayet
وَلَا تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَاِنَّهُ لَفِسْقٌۜ وَاِنَّ الشَّيَاط۪ينَ لَيُوحُونَ اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْۚ وَاِنْ اَطَعْتُمُوهُمْ اِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ۟
Allah’ın ismi anılmadan kesilen hayvanların etlerini yemeyin; çünkü bu, Allah’ın yolundan çıkmaktır. Muhakkak ki şeytanlar, kendileriyle işbirliği hâlindeki dostlarına sizinle mücâdele etsinler diye sürekli telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, o zaman siz de hiç şüphesiz müşrik olursunuz.
17-) FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN DAHA BETERDİR
Bakara / 217. Ayet
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ ف۪يهِۜ قُلْ قِتَالٌ ف۪يهِ كَب۪يرٌۜ وَصَدٌّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَكُفْرٌ بِه۪ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَاِخْرَاجُ اَهْلِه۪ مِنْهُ اَكْبَرُ عِنْدَ اللّٰهِۚ وَالْفِتْنَةُ اَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِۜ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتّٰى يَرُدُّوكُمْ عَنْ د۪ينِكُمْ اِنِ اسْتَطَاعُواۜ وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ د۪ينِه۪ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Sana haram ayda savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük günahtır.” Fakat insanları Allah yolundan alıkoymak, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Harâm’ı ziyâret etmeyi engellemek ve orada oturanları yerlerinden yurtlarından etmek Allah katında daha büyük günahtır. Çünkü fitne, adam öldürmekten daha beterdir. Güçleri yetse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Hanginiz dininden döner de kâfir olarak ölürse, işte onların amelleri dünya ve âhirette boşa gitmiştir. Onlar cehennemliktir ve orada ebedî kalacaklardır.





























G-Ğ AYETLER

İÇİNDEKİLER
1-) AMAN ALAHIM NE BÜYÜK MÜJDE YASAKLANAN BÜYÜK GÜNAHARDAN KAÇINIRSANIZ KÜÇÜK GÜNAHLARINIIZI EFFEDERİZ VE SİZİ ŞEREFLİ MEVKİYE ÇIKARIRIZ
2-) BİZ İNSANA ANA BABASINA İYİ DAVRANMASINI ÖĞRETTİK ANNESİ ONU BİNBİR ZAHMETLE KARNINDA TAŞIDI İKİ SENE EMZİRDİ
3-) KENDİSİNE KÜFREDİLEN KİŞİ KARŞISINDAKİNE AYNI KÜFÜRLE CEVAP VEREBİLİR
4-) BAŞLANGIÇTA GÖKYÜZÜNÜN GAZ HALİNDE OLMASI
5-) SÜBHANELLAH YERDE VE GÖKTE CANLI CANSIZ NE VARSA GÖLGELERİ İLE BİRLİKTE İSTEYEREK VEYA ZORUNLU OLARAK SABAH AKŞAM ALLAHA SECDE EDER
6-) BÜTÜN GÖLGELER ALLAHA SECDE ETMEKTEDİR
7-) İKİNDİ NAMAZI
8-) SABAH NAMAZI
9-) ÖĞLE NAMAZI
10-) AKŞAM NAMAZI
11-) YATSI NAMAZI
12-) ALLAH(CC) ONLARIN HAİN BAKIŞLARINIDA İÇİNDE GİZLEDİKLERİNİDE BİLİR
13-) İMAN EDEN VE KAFİR OLAN CİNLER
14-) SU BULAMAZSANIZ VEYA YOLCULUKTA İSENİZ TEYEMMÜM EDİN
15-) SARHOŞ İKEN VE CÜNÜP İKEN NAMAZA YAKLAŞMAYIN SU BULMAZSANIZ TEYEMMÜM EDİN
16-) HER DAİM YAPILMASI GEREKEN DUA
17-) ALLAH(CC) MALI ARTTIRDIĞI SANILAN FAİZE BEREKET VERMEZ ONU EKSİLTE EKSİLTE SONUNDA YOK EDER MALI EKSİLTTİĞİ SANILAN ZEKAT VE SADAKALARI BEREKETLENDİRİR
18-) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAH YÜKÜNÜ YÜKENMEZ VE ONUNLA YARGILANMAZ
19-) GECEYİ DİNLEME İÇİN KARANLIK GÜNDÜZÜ ÇALIŞMA İÇİN AYDINLIK KILDIK
20-) GÜNEŞ VE AYI VAKİTLERİN TESBİTİ İÇİN HESAP ÖLÇÜSÜ YAPTIK
21-) KABEYİ İNSANLARIN TOPLANIP SEVAP KAZANMA YERİ VE EMNİYETLİ BİR MEKAN KILDIK
22-) EĞER KORKU VE TEHLİKE SÖZ KONUSU OLURSA NAMAZINIZI YÜRÜRKEN VEYA BİNEK ÜZERİNDE KILABİLİRSİNİZ

1-) AMAN ALAHIM, NE BÜYÜK MÜJDE, YASAKLANAN, BÜYÜK GÜNAHARDAN, KAÇINIRSANIZ, KÜÇÜK GÜNAHLARINIIZI, EFFEDERİZ, VE SİZİ ŞEREFLİ, MEVKİYE ÇIKARIRIZ
Nisâ / 31. Ayet
Siz eğer yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız, biz sizin küçük günahlarınızı örteriz. Ve sizi, saygı ve ikram göreceğiniz şerefli bir mevkiye çıkarır ve neticede pek hoş, çok değerli ve ikramı bol bir yere yerleştiririz.
2-) BİZ İNSANA ANA BABASINA İYİ DAVRANMASINI ÖĞRETTİK ANNESİ ONU BİNBİR ZAHMETLE KARNINDA TAŞIDI İKİ SENE EMZİRDİ
Lokman / 14. Ayet
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيْكَۜ اِلَيَّ الْمَص۪يرُ
Biz insana, anne-babasına mümkün olan en iyi şekilde davranmasını emrettik. Annesi onu nice zahmetlere katlanarak karnında taşımış; sütten kesilmesi de iki yılı bulmuştur. Onun için, ey insan, bana şükret, ana-babana da teşekkür et. Unutma ki, sonunda bana dönecek ve yaptıklarının hesabını vereceksin.
3-) KENDİSİNE KÜFREDİLEN KİŞİ, KARŞISINDAKİNE, AYNI KÜFÜRLE, CEVAP VEREBİLİR
Nisâ / 148. Ayet
Allah çirkin sözün, açıkça söylenmesinden asla hoşlanmaz. Ancak zulme uğrayan kimsenin durumu başkadır. Allah, her şeyi hakkiyle işitir ve kemâliyle bilir.
4-) BAŞLANGIÇTA GÖKYÜZÜNÜN GAZ HALİNDE OLMASI
Fussilet / 11. Ayet
ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِيَا طَوْعًا اَوْ كَرْهًاۜ قَالَتَٓا اَتَيْنَا طَٓائِع۪ينَ
Bundan başka, gaz hâlinde olan göğe yöneldi. Hem ona, hem de yeryüzüne: “İsteseniz de istemeseniz de gelin!” buyurdu. İkisi de: “İsteyerek geldik” dediler.
5-) SÜBHANELLAH,YERDE VE GÖKTE, CANLI CANSIZ, NE VARSA, GÖLGELERİ İLE BİRLİKTE, İSTEYEREK VEYA ZORUNLU OLARAK, SABAH AKŞAM, ALLAHA SECDE EDER
Ra'd / 15. Ayet
وَلِلّٰهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَالُهُمْ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ ۩
Göklerde ve yerde her kim ve her ne varsa, isteyerek veya zorunlu olarak, hem kendileri hem de gölgeleri sabah akşam dâimâ yalnızca Allah’a secde ederler.
6-) BÜTÜN GÖLGELER ALLAHA SECDE ETMEKTEDİR
Nahl / 48. Ayet
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّؤُ۬ا ظِلَالُهُ عَنِ الْيَم۪ينِ وَالشَّمَٓائِلِ سُجَّدًا لِلّٰهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ
Onlar, Allah’ın yarattığı şeylere dikkatle bakmıyorlar mı? Onların gölgeleri, Allah’ın iradesine bütünüyle boyun eğerek, sağdan soldan sürünüp, Allah için saygı ve tâzimle nasıl yerlere kapanmaktadır?
7-) İKİNDİ NAMAZI
Bakara / 238. Ayet
حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ
Namazları, özellikle orta namazı vaktinde, eksiksiz ve şartlarına uygun olarak kılmaya devam edin. Allah’ın huzurunda derin bir saygıyla el bağlayıp divan durun.
8-) SABAH NAMAZI
Sabah Namazı'nın Farzı ile İlgili Âyet-i Kerime:
(İsrâ Sûresi 78)
Âyet-i kerîmelerde buyrulur: “Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.”
9-) ÖĞLE NAMAZI
Öğle Namazı'nın Farzı ile İlgili Âyet-i Kerime:
(Rûm Sûresi 17-18)
Âyet-i kerîmelerde buyrulur: “Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.”
10-) AKŞAM NAMAZI
Akşam Namazı'nın Farzı ile İlgili Âyet-i Kerime:
(Hûd Sûresi 114)
Âyet-i kerîmelerde buyrulur: “Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.”
11-) YATSI NAMAZI
Yatsı Namazı'nın Farzı ile İlgili Âyet-i Kerime:
(Tâha Sûresi 130)
Âyet-i kerîmelerde buyrulur: “Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.”
12-) ALLAH(CC) ONLARIN HAİN BAKIŞLARINIDA İÇİNDE GİZLEDİKLERİNİDE BİLİR
Mü'min / 19. Ayet
يَعْلَمُ خَٓائِنَةَ الْاَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ
Allah gözlerin hâince bakışlarını da, göğüslerin gizlediklerini de bilir.

13-) İMAN EDEN VE KAFİR OLAN CİNLER
En'âm / 130. Ayet
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪ي وَيُنْذِرُونَكُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۜ قَالُوا شَهِدْنَا عَلٰٓى اَنْفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ
Allah onlara: “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden âyetlerimi size okuyup açıklayan ve hesap vereceğiniz bu günle karşılaşacağınızı söyleyerek sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” diye soracak. Onlar da: “Kendi aleyhimize de olsa şâhitlik ederiz ki, evet geldi” diyecekler. Önceden dünya hayatı onları aldatmış böylece inkâr yolunu tutmuşlardı; şimdi de kendi aleyhlerinde şâhitlik yapıp kâfir olduklarını itiraf edecekler.
NAMAZA KALKTIĞINIZDA ABDEST ALIN CÜNÜPSENİZ YIKANIN SU BULAMAZSANIZ VEYA YOLCULUKTA İSENİZ TEYEMMÜM EDİN
Mâide / 6. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ وَاِنْ كُنْتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْ مِنْهُۜ مَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلٰكِنْ يُر۪يدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve kollarınızı yıkayın, başınıza meshedin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın! Eğer cünüp iseniz güzelce yıkanıp temizlenin. Şayet hasta veya yolcu olursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse ya da eşlerinizle cinsî münâsebette bulunur da, abdest veya gusül almanız gereken böyle durumlarda su bulamazsanız, o zaman temiz toprağa ellerinizi sürüp onunla yüzlerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı meshedin. Bu tür emirlerle Allah size güçlük çıkarmak istemez; bilakis şükredesiniz diye sizi tertemiz kılmak ve size olan nimetini tamamlamak ister.
15-) SARHOŞ İKEN VE CÜNÜP İKEN NAMAZA YAKLAŞMAYIN SU BULMAZSANIZ TEYEMMÜM EDİN
Nisâ / 43. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilecek derecede ayıkıncaya, cünüp iken de -yolcu olanlarınız hâriç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta ya da yolcu iseniz veya sizden biriniz abdestini bozmuşsa veyahut kadınlarınızla cinsî münâsebette bulunmuşsanız; bu durumlarda abdest alacak veya yıkanacak su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: yüzünüzü ve kollarınızı onunla meshedin. Doğrusu Allah, çok affedici, çok bağışlayıcıdır
16-) HER DAİM YAPILMASI GEREKEN DUA
Bakara / 286. Ayet
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
Allah, kimseyi gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. Herkesin yaptığı iyilik kendi yararına, işlediği günahlar da kendi zararınadır. O mü’minler, niyazlarına şöyle devam etiler: “Rabbimiz! Unutur veya hata edersek bizi cezalandırma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme! Rabbimiz! Kaldıramayacağımız şeyleri de bize yükleme! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın. Kâfirler gürûhuna karşı bize yardım eyle!”
17-) ALLAH(CC) MALI ARTTIRDIĞI SANILAN FAİZE BEREKET VERMEZ ONU EKSİLTE EKSİLTE SONUNDA YOK EDER MALI EKSİLTTİĞİ SANILAN ZEKAT VE SADAKALARI BEREKETLENDİRİR
Bakara / 276. Ayet
يَمْحَقُ اللّٰهُ الرِّبٰوا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَث۪يمٍ
Allah, malı artırdığı sanılan faize bereket vermez ve onu eksilte eksilte sonunda mahveder. Buna karşılık malı eksilttiği sanılan zekât ve sadakaları bereketlendirir. Allah, nankörlükte ve günahta ısrarlı olanların hiçbirini sevmez.
18-) HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ GÜNAH YÜKÜNÜ YÜKENMEZ VE ONUNLA YARGILANMAZ
Necm / 38. Ayet
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۙ
Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez ve onunla yargılanmaz.

HERKESİN KAZANDIĞI YALNIZ KENDİNEDİR HİÇ KİMSE BAŞKASININ YÜKÜNÜ YÜKLENMEZ
ENAM SURESİ 164. AYET
De ki: "Allah, her şeyin Rabb'iyken, ben O'ndan başka bir Rabb mı arayayım?" Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. O, size ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e gayrallahi ebgi rabben ve huve rabbu kulli şey', ve la teksibu kullu nefsin illa aleyh, ve la teziru vaziretun vizre uhra, summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.
19-) GECEYİ DİNLEME İÇİN KARANLIK GÜNDÜZÜ ÇALIŞMA İÇİN AYDINLIK KILDIK
Neml / 86. Ayet
اَلَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا الَّيْلَ لِيَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِرًاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Hiç görmezler mi ki biz, dinlenip sükûnete ersinler diye geceyi karanlık ve çalışıp kazansınlar diye gündüzü aydınlık kıldık? Şüphesiz bunda, iman eden bir toplum için nice deliller ve ibretler vardır
20-) GÜNEŞ VE AYI VAKİTLERİN TESBİTİ İÇİN HESAP ÖLÇÜSÜ YAPTIK
En'âm / 96. Ayet
فَالِقُ الْاِصْبَاحِۚ وَجَعَلَ الَّيْلَ سَكَنًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ حُسْبَانًاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ
Gece karanlığını yarıp sabahı ortaya çıkaran O’dur. O, geceyi bir dinlenme zamanı, güneş ve ayı da vakitlerin tespiti için birer hesap ölçüsü olarak yaratmıştır. Bütün bunlar, kudreti dâimâ üstün gelen, her şeyi hakkiyle bilen Allah’ın takdiridir.
21-) KABEYİ İNSANLARIN TOPLANIP SEVAP KAZANMA YERİ VE EMNİYETLİ BİR MEKAN KILDIK
Bakara / 125. Ayet
وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Biz Kâbe’yi, insanlar için toplanıp sevap kazanma yeri ve emniyetli bir mekân kıldık. Öyleyse siz de İbrâhim’in makâmını namazgâh edinin. Zâten İbrâhim’le İsmâil’e de: “Tavaf edenler, ibâdet kastıyla orada kalanlar, rükû ve secde edenler için evimi tertemiz tutun!” diye emretmiştik.

22-) EĞER KORKU VE TEHLİKE SÖZ KONUSU OLURSA NAMAZINIZI YÜRÜRKEN VEYA BİNEK ÜZERİNDE KILABİLİRSİNİZ
Bakara / 239. Ayet
فَاِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا اَوْ رُكْبَانًاۚ فَاِذَٓا اَمِنْتُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَمَا عَلَّمَكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
Eğer bir korku ve tehlike söz konusu olursa namazınızı yürürken veya binek üzerinde kılabilirsiniz. Emniyete kavuştuğunuzda ise, bilmediklerinizi size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin; namazı şartlarına uygun olarak kılın.

H-I AYETLER

H-İ HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARIİÇİNDEKİLER
1-) YALAN HABERLERLE ORTALIĞI KARIŞTIRANLARIN SONU ALLAHIN RAHMETİNDEN KOVULMAK TUTUKLANMAK VE ÖLDÜRÜLMEKTİR
2-) DENİZ HAYVANLARININ TAMAMININ YENMESİNİN HELAL OLDUĞUNA DAİR AYET
3-) HIRSIZLIK YAPAN ERKEK VE KADINLARIN CAYDIRICI CEZA OLMAK ÜZERE SAĞ ELLERİNİ BİLEKTEN KESİN
4-) HAK GELDİ BATIL YOK OLUP GİTTİ ZATEN BATIL YOK OLMAYA MAHKUMDUR
5-) FUHUŞ YAPAN KADINLARA KARŞI 4 ŞAHİT GETİRİN 4 KİŞİ ŞAHİTLİK ETTİĞİNDE DE ÖLÜNCEYE KADAR FUHUŞ YAPAN KADINI HAPSEDİN
6-) VARINI YOĞUNU SAÇIP SAVURMA SONRA HERKES TARAFINDAN KINANIR KAYBETTİKLERİNE HASRET ÇEKER DURURSUN NE İSRAF ET NEDE ELİNİ SIKI TUT ORTA YOL İZLE
7-) YAPILAN İYİLİK VEYA KÖTÜLÜK HARDAL TANESİ KADAR KÜÇÜK OLSADA KAYANIN İÇİNDE VEYA GÖKLERİN VE YERİN HERHANGİ BİR YERİNDE OLSADA ALLAH ONU KARŞIMIZA ÇIKARACAK ADALET TERAZİNDE TARTILACAK HİÇ KİMSEYE EN KÜÇÜK HAKSIZLIK YAPILMAYACAKTIR
8-) TÜM DÜNYA DEVLETLERİNE KARŞI KURTULUŞ SAVAŞINDA VE EN SON KARADAĞDAKİ ZAFERDE MELEKLERİN YARDIMI OLMADIĞINI KİM İDDİA EDEBİLİR
EĞER SABREDER ALLAHA KARŞI GELMEZSENİZ ANSIZIN ÜSTÜNÜZE GELSELER BİLE RABBİNİZ ÖZEL NİŞANLI FORMALI 5 BİN MELEKLE SİZE YARDIM EDECEKTİR
9-) SEFERE ÇIKTIĞINIZDA NAMAZI KISALTMANIZDA GÜNAH YOKTUR
10-) KARI KOCA ARASINI AÇAN BÜYÜ GERÇEKTİR KAFİRLER HARUT VE MARUT ADLI İKİ MELEKTEN KARI KOCA ARASINI AÇAN BÜYÜ YAPMAYI ÖĞRENMİŞLERDİ
Mübarek Kuran ne kadar güncel değilmi? sanki bugün inmiş gibi fesuphanellah
1-) YALAN HABERLERLE ORTALIĞI KARIŞTIRANLARIN SONU ALLAHIN RAHMETİNDEN KOVULMAK TUTUKLANMAK VE ÖLDÜRÜLMEKTİR
Ahzâb / 60. Ayet
لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلًاۚۛ
Münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve yalan haberlerle şehirde ortalığı karıştıranlar, eğer bu düşmanca tavırlarından vazgeçmezlerse, biz seni elbette onların başına musallat ederiz de, o zaman bu topraklarda sana komşu olarak ancak çok az bir süre kalabilirler.
Ahzâb / 61. Ayet
مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلًا
Allah’ın rahmetinden kovulacak; bununla da kalmayacak, nerede ele geçirilirlerse tutuklanacak ve hak ettikleri şekilde öldürüleceklerdir.
2-) DENİZ HAYVANLARININ TAMAMININ YENMESİNİN HELAL OLDUĞUNA DAİR AYET
Mâide / 96. Ayet
اُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ الْبَحْرِ وَطَعَامُهُ مَتَاعًا لَكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِۚ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ الْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًاۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Deniz hayvanlarını avlamak ve yemek hem sizin hem de yolcuların faydalanması için size helâl kılındı. Fakat ihramda olduğunuz müddetçe karada avlanmak size haramdır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten ve O’nun azabına uğramaktan sakının.
3-) İŞTE ALLAHIN EMRİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİMİZ BİR AYET DAHA HALBUKİ BİR HIRSIZIN ELİ KESİLSE KİMSE BİR DAHA HIRSIZLIK YAPMAZDI HAŞA ALLAHTAN DAHA ÇOK BİLİYORUZYA
HIRSIZLIK YAPAN ERKEK VE KADINLARIN ALLAH TARAFINDAN CAYDIRICI CEZA OLMAK ÜZERE SAĞ ELLERİNİ BİLEKTEN KESİN
Mâide / 38. Ayet
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُٓوا اَيْدِيَهُمَا جَزَٓاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına bir karşılık ve Allah tarafından caydırıcı bir ceza olmak üzere sağ ellerini bilekten kesin. Allah kudreti dâimâ üstün gelen, her işi ve hükmü, hikmetli ve sağlam olandır.
4-) HAK GELDİ BATIL YOK OLUP GİTTİ ZATEN BATIL YOK OLMAYA MAHKUMDUR
İsrâ / 81. Ayet
وَقُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُۜ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: “Hak geldi, bâtıl yok olup gitti. Zâten bâtıl mâhiyeti gereği yok olup gitmeye mahkûmdur!”
5-) FUHUŞ YAPAN KADINLARA KARŞI 4 ŞAHİT GETİRİN 4 KİŞİ ŞAHİTLİK ETTİĞİNDE DE ÖLÜNCEYE KADAR FUHUŞ YAPAN KADINI HAPSEDİN
Nisâ / 15. Ayet
وَالّٰت۪ي يَأْت۪ينَ الْفَاحِشَةَ مِنْ نِسَٓائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ اَرْبَعَةً مِنْكُمْۚ فَاِنْ شَهِدُوا فَاَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتّٰى يَتَوَفّٰيهُنَّ الْمَوْتُ اَوْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لَهُنَّ سَب۪يلًا
Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şâhit getirin. Bunlar şâhitlik ederlerse, o kadınları, ölüm kendilerini alıp götürünceye veya Allah haklarında bir çıkış yolu belirleyinceye kadar evlerde tutun, dışarı bırakmayın.
6-) VARINI YOĞUNU SAÇIP SAVURMA SONRA HERKES TARAFINDAN KINANIR KAYBETTİKLERİNE HASRET ÇEKER DURURSUN NE İSRAF ET NEDE ELİNİ SIKI TUT ORTA YOL İZLE
İsrâ / 29. Ayet
وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا
Harcamalarında ve başkalarına yardımda eli sıkı olma, ancak varını yoğunu da saçıp savurma! Sonra herkes tarafından kınanır, kaybettiklerine hasret çeker durursun.
Furkan / 67. Ayet
وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
Onlar, harcadıklarında ne isrâf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
7-)YAPILAN İYİLİK VEYA KÖTÜLÜK HARDAL TANESİ KADAR KÜÇÜK OLSADA KAYANIN İÇİNDE VEYA GÖKLERİN VE YERİN HERHANGİ BİR YERİNDE OLSADA ALLAH ONU KARŞIMIZA ÇIKARACAK ADALET TERAZİNDE TARTILACAK HİÇ KİMSEYE EN KÜÇÜK HAKSIZLIK YAPILMAYACAKTIR
Enbiyâ / 47.Ayet
وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ
Kıyâmet günü biz adâlet terâzilerini kuracağız da hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacak. Yapılan iş hardal tanesi kadar bile olsa, biz onu getirip mizana koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz!
YAPILAN İYİLİK VEYA KÖTÜLÜK HARDAL TANESİ KADAR KÜÇÜK OLSADA KAYANIN İÇİNDE VEYA GÖKLERİN VE YERİN HERHANGİ BİR YERİNDE OLSADA ALLAH ONU KARŞIMIZA ÇIKARACAK ADALET TERAZİNDE TARTILACAK HİÇ KİMSEYE EN KÜÇÜK HAKSIZLIK YAPILMAYACAKTIR
Lokman / 16. Ayet
يَا بُنَيَّ اِنَّهَٓا اِنْ تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ ف۪ي صَخْرَةٍ اَوْ فِي السَّمٰوَاتِ اَوْ فِي الْاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَط۪يفٌ خَب۪يرٌ
“Evlâdım! Yaptığın iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, Allah onu çıkarıp âhirette karşına getirir. Çünkü Allah her şeyi bütün incelikleriyle bilir, her şeyden hakkiyle haberdardır.”
8-) TÜM DÜNYA DEVLETLERİNE KARŞI KURTULUŞ SAVAŞINDA VE EN SON KARADAĞDAKİ ZAFERDE MELEKLERİN YARDIMI OLMADIĞINI KİM İDDİA EDEBİLİR
EĞER SABREDER ALLAHA KARŞI GELMEZSENİZ ANSIZIN ÜSTÜNÜZE GELSELER BİLE RABBİNİZ ÖZEL NİŞANLI FORMALI 5 BİN MELEKLE SİZE YARDIM EDECEKTİR
Âl-i İmrân / 125. Ayetبَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ
Evet yeter. Eğer siz sabredip Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, o anda düşmanlarınız ansızın üstünüze geliverseler bile, Rabbiniz özel nişanlı, formalı beş bin melekle size yardım edecektir.
9-) KAZA NAMAZI SEFERE ÇIKTIĞINIZDA NAMAZI KISALTMANIZDA GÜNAH YOKTUR
Nisâ / 101. Ayet
وَاِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلٰوةِۗ اِنْ خِفْتُمْ اَنْ يَفْتِنَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ اِنَّ الْكَافِر۪ينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُب۪ينًا
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size bir fenâlık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda üzerinize bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
10-) KARI KOCA ARASINI AÇAN SİHİR VE BÜYÜ GERÇEKTİR KAFİRLER HARUT VE MARUT ADLI İKİ MELEKTEN KARI KOCA ARASINI AÇAN BÜYÜ YAPMAYI ÖĞRENMİŞLERDİ
Bakara / 102. Ayet
وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاط۪ينُ عَلٰى مُلْكِ سُلَيْمٰنَۚ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْۜ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ وَمَا هُمْ بِضَٓارّ۪ينَ بِه۪ مِنْ اَحَدٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْۜ وَلَقَدْ عَلِمُوا لَمَنِ اشْتَرٰيهُ مَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ۠ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا بِه۪ٓ اَنْفُسَهُمْۜ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
Onlar, Süleyman’ın saltanatı aleyhinde şeytanların uydurduğu yalanlara uydular. Oysa Süleyman hiçbir zaman kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü onlar, insanlara büyü yapmayı ve Bâbil’de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirilen bilgileri öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek: “Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın öğrettiğimiz bilgileri büyü yapmada kullanıp da kâfir olma!” demeden hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Onlar ise bu iki melekten, karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Onlar, Allah’ın izni olmadıkça o büyü ile hiç kimseye zarar veremezler. Fakat onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyi belliyorlardı. Elbette onlar, büyüyü satın alan kimselerin âhirette hiçbir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey, ne kötüdür! Keşke bunu bilselerdi!



İ-J AYETLER

İ-J HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARI
İÇİNDEKİLER
1-) İBLİS YANİ ŞEYTAN MELEK DEĞİL CİNDİ VE SECDE ETMEYEREK İSYAN ETTİ
2-) İBRAHİM(AS)I ATEŞİN YAKMAMASI
3-) İMAN NASİP OLMAYINCA BÜYÜK PEYGAMBER İBRAHİM(AS)IN BABASI OLSAN NE FAYDA
4-) KİM İYİLİĞE ARACILIK EDERSE ONUN SEVABINDAN KENDİSİ İÇİN PAY VARDIR KİMDE KÖTÜLÜĞE ARACILIK EDERSE ONUNDA GÜNAHINDAN ONA PAY DÜŞER
5-) İMAN EDENLER ARASINDA HAYASIZLIĞIN VE ÇİRKİN İŞLERİN YAYILMASINI İSTEYENLERE DÜNYA VE AHİRETTE CAN YAKICI AZAP VARDIR
6-) ORUÇ GECELERİNDE EŞLER İLİŞKİDE BULUNABİLİR İTİKAFA GİRİLDİĞİNDE İSE BULUNAMAZ
7-) KENDİ NEFSİNİZİ ÖLDÜRMEYİN İNTİHAR ETMEYİN
8-) İSA(AS) ÇARMIHA GERİLMEMİŞ GÖĞE YÜKSELTİLMİŞTİR
9-) BİZ SİZİ ALLAH RIZASI İÇİN DOYURUYORUZ SİZDEN NE BİR KARŞILIK NEDE TEŞEKKÜR BEKLİYORUZ
1-) İBLİS YANİ ŞEYTAN MELEK DEĞİL CİNDİ VE SECDE ETMEYEREK İSYAN ETTİ
Kehf / 50. Ayet
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّه۪ۜ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُٓ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُون۪ي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۜ بِئْ لِلظَّالِم۪ينَ بَدَلًا
Bir zamanlar meleklere: “Âdem’e secde edin!” diye emretmiştik de hepsi secdeye kapanmış, fakat İblîs secde etmemişti. O cinlerdendi ve bu yüzden Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Böyle iken siz, beni bırakıp da, size düşman oldukları halde onu ve soyunu mu dost ediniyorsunuz? Zâlimler için bu ne kötü bir değiştirmedir!
2-) İBRAHİM(AS)I ATEŞİN YAKMAMASI
Enbiyâ / 69. Ayet
قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَۙ
Onu ateşe attıklarında ise biz: “Ey ateş! İbrâhim’e serin ve selâmet ol!” diye emrettik.
3-) İMAN NASİP OLMAYINCA BÜYÜK PEYGAMBER İBRAHİM(AS)IN BABASI OLSAN NE FAYDA SEN HAŞA PEYGAMBERDEN BÜYÜKMÜSÜNKİ YAKINLARIN GÜNAH İŞLİYOR DİYE İSYAN EDİYORSUN
En'âm / 74. Ayet
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ اٰزَرَ اَتَتَّخِذُ اَصْنَامًا اٰلِهَةًۚ اِنّ۪ٓي اَرٰيكَ وَقَوْمَكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
Bir zaman İbrâhim babası Âzer’e: “Bir takım putları kendine tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de, kavmini de açık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

İMAN NASİP OLMAYINCA BÜYÜK PEYGAMBER İBRAHİM(AS)IN BABASI OLSAN PEYGAMBER OĞLUN SENİN İÇİN AF DİLESE NE FAYDA
Tevbe / 114. Ayet
وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ
İbrâhim’in babası için Allah’tan af dilemesi ise, sırf daha önce ona verdiği bir sözden dolayı idi. Fakat onun bir Allah düşmanı olduğu açıkça belli olunca hemen ondan uzaklaştı. Gerçekten İbrâhim, Allah’a içten yalvaran, âh edip inleyen, yumuşak huylu bir peygamberdi.

4-) KİM İYİLİĞE ARACILIK EDERSE ONUN SEVABINDAN KENDİSİ İÇİN PAY VARDIR KİMDE KÖTÜLÜĞE ARACILIK EDERSE ONUNDA GÜNAHINDAN ONA PAY DÜŞER
Nisâ / 85. Ayet
مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَص۪يبٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُق۪يتًا
Kim Allah için bir iyiliğe aracılık ederse, onun sevabından kendisi için bir pay vardır. Kim de kötülüğe aracılık ederse, onun da günahından ona bir pay düşer. Allah her şeyi görüp gözeten ve karşılığını verendir.
5-) İMAN EDENLER ARASINDA HAYASIZLIĞIN VE ÇİRKİN İŞLERİN YAYILMASINI İSTEYENLERE DÜNYA VE AHİRETTE CAN YAKICI AZAP VARDIR
Nûr / 19. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
İman edenler arasında hayâsızlığın ve çirkin işlerin yayılmasını isteyenlere dünya ve âhirette can yakıcı bir azap vardır. İşin iç yüzünü Allah bilir, siz bilmezsiniz.
6-) ORUÇ GECELERİNDE EŞLER İLİŞKİDE BULUNABİLİR İTİKAFA GİRİLDİĞİNDE İSE BULUNAMAZ
Bakara / 187. Ayet
اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۖ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Oruç gecelerinde eşlerinizle ilişkide bulunmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbise durumundasınız. Allah, nefislerinize karşı koyamayacağını bildiği için tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Bundan böyle eşlerinizle beraber olabilir ve Allah’ın sizin için takdir buyurduğu nesli arzu ve talep edebilirsiniz. Fecrin, beyaz ipliğe benzeyen aydınlığı siyah ipliğe benzeyen gece karanlığından ayrılıncaya kadar bütün gece yiyin için. Sonra güneş batıp akşam namazı vakti girinceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfa çekildiğinizde eşlerinizle geceleri bile ilişkide bulunmayın! Bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır; sakın bu sınırlara yaklaşmayın! İşte Allah insanlara âyetlerini böylece açıklamaktadır ki, günahları terkedip kendisine karşı gelmekten sakınabilsinler.
Tin / 1. Ayet
وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ
Yemin olsun incire ve zeytine,
Şûrâ / 30. Ayet
وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ
Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar, ihmal ve kusurlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, o günah ve kusurların pek çoğunu da affediyor.
7-) KENDİ NEFSİNİZİ ÖLDÜRMEYİN İNTİHAR ETMEYİN
7-) KENDİ NEFSİNİZİ ÖLDÜRMEYİN İNTİHAR ETMEYİN
Nisâ / 29. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda hırsızlık, rüşvet, faiz ve kumar gibi meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rızâya dayanan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrûdur. Kendi nefislerinizi de öldürmeyin. Doğrusu Allah size karşı çok merhametlidir.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda hırsızlık, rüşvet, faiz ve kumar gibi meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rızâya dayanan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrûdur. Kendi nefislerinizi de öldürmeyin. Doğrusu Allah size karşı çok merhametlidir.
8-) İSA(AS) ÇARMIHA GERİLMEMİŞ GÖĞE YÜKSELTİLMİŞTİR
Nisâ / 158. Ayet
بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا
Bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah, kudreti dâimâ üstün gelen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.
Âl-i İmrân / 55. Ayet
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ
O vakit Allah şöyle buyurdu: “Ey İsa! Seni vefat ettirip kendi yanıma yükselteceğim; inkârcıların kötülüklerinden ve çirkin iftiralarından seni uzak tutacağım; sana tâbi olanları kıyâmet gününe kadar kâfirlere üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak ve ben de dünyada iken anlaşamadığınız konularda aranızda hüküm vereceğim.”
Âl-i İmrân / 159. Ayet
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ
Allah tarafından lutfedilen bir rahmet sâyesinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, insanlar etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet, onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Karara bağlanacak işlerde onlarla istişâre et! Kesin kararını verince de, yalnız Allah’a güvenip dayan! Çünkü Allah, kendisine güvenip dayananları sever.
9-) İYİLİK ALLAH RIZASI İÇİN YAPILIR KARŞILIK BEKLEMEK İYİLİK DEĞİL TİCARETTİR BİZ SİZİ ALLAH RIZASI İÇİN DOYURUYORUZ SİZDEN NE BİR KARŞILIK NEDE TEŞEKKÜR BEKLİYORUZ
İnsan / 9. Ayet
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا
Derler ki: “Biz sizi Allah rızâsı için doyuruyoruz. Yoksa sizden ne bir karşılık bekliyoruz, ne de bir teşekkür.”

N- AYETLER

M-N HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARI
İÇİNDEKİLER
1-) ALLAHIN MESCİTLERİNDE ONUN İSMİNİN ANILMASINI ENGELLEYEN VE İBADET YERLERİNİN HARAP OLMASINA ÇALIŞANLARDAN DAHA ZALİM KİM OLABİLİR. ONLARA DÜNYADA REZİLLİK AHİRETTE BÜYÜK AZAP VARDIR
2-) PEYGAMBERİMİZ(SAV) İN HİCRET ESNASINDA MAĞARAYA SIĞINMASI
3-) ASHABI KEHFİN 309 SENE MAĞARADA UYKUYA DALMASI
4-) KAFİRLER KIYAMET GÜNÜ KÖR OLARAK DİRİLTİLECEKLERDİR
5-) EY İMAN EDENLER EŞLERİNİZDEN VEYA EVLATLARINIZDAN SİZE DÜŞMAN OLANLAR ÇIKABİLİR ONLARA KARŞI DİKKATLİ OLUN (fesuphanellah)
6-) ALLAHIN SEVGİ VE TAATİNİ MAL VE EVLAT SEVGİSİNE TERCİH EDENLERİ ALLAH KATINDA BÜYÜK BİR MÜKAFAT BEKLEMEKTEDİR
7-) SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN ALLAH YOLUNDA HARCAMADIKÇA GERÇEK İYİLİĞE ERİŞEMEZSİNİZ KÜÇÜK BÜYÜK HER NE VERİRSENİZ ALLAH ONU KESİNLİKLE BİLİR
8-) EY İMAN EDENLER BİR TOPLULUK BAŞKA BİR TOPLULUĞU ALAYA ALMASIN BELKİDE ALAYA ALDIKLARI KENDİLERİNDEN DAHA HAYIRLIDIR. KADINLARDA BAŞKA KADINLARI ALAYA ALMASIN BELKİ O ALAYA ALDIKLARI KENDİLERİNDEN DAHA HAYIRLIDIR. BİRBİRİNİİ AYIPLAMAYIN, BİRBİRİNİZE KÖTÜ LAKAPLA ÇAĞIRMAYIN, FASIKLIK NE KÖTÜDÜR KİM TÖVBE ETMEZSE ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİZ
9-) GÜZEL BİRŞEY GÖRDÜĞÜNÜZDE MAŞAALLAH ALLAH DİLEMİŞ OLMUŞ, BÜTÜN KUVVET ANCAK ALLAHA AİTTİR DEMELİSİNİZ

1-) ALLAHIN MESCİTLERİNDE ONUN İSMİNİN ANILMASINI ENGELLEYEN VE İBADET YERLERİNİN HARAP OLMASINA ÇALIŞANLARDAN DAHA ZALİM KİM OLABİLİR. ONLARA DÜNYADA REZİLLİK AHİRETTE BÜYÜK AZAP VARDIR
Bakara / 114. Ayet
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ وَسَعٰى ف۪ي خَرَابِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَٓا اِلَّا خَٓائِف۪ينَۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyen ve ibâdet yerlerinin harap olmasına çalışandan daha zâlim kim olabilir! Böylelerinin, oralara korku içinde girmekten başka bir hakkı olamaz. Onlara dünyada bir rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır.
2-) PEYGAMBERİMİZ(SAV) İN HİCRET ESNASINDA MAĞARAYA SIĞINMASI
Tevbe / 40. Ayet
اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ
Eğer o Peygamber’e yardım etmezseniz, iyi bilin ki, Allah ona vaktiyle yardım ettiği gibi yine edecektir: Hani kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında, ikinin ikincisi olarak mağarada iken arkadaşına: “Üzülme, Allah bizimle beraberdir!” diyordu. İşte o zaman Allah ona yardım etti, üzerine huzur veren emniyet ve rahmetini indirdi, onu göremediğiniz ordularla destekledi. Kâfirlerin bâtıl inanç ve dâvalarını alçalttı. Allah’ın dâvası ise zâten her zaman yücedir. Çünkü Allah, kudreti dâimâ üstün gelen, her işi ve hükmü hikmetli ve sağlam olandır.
3-) ASHABI KEHFİN 309 SENE MAĞARADA UYKUYA DALMASI
Kehf / 25. Ayet
وَلَبِثُوا ف۪ي كَهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا
Yine bir kısmı: “Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldı” dediler; bir kısmı da buna dokuz sene daha ilâve ettiler.
4-) KAFİRLER KIYAMET GÜNÜ KÖR OLARAK DİRİLTİLECEKLERDİR
Tâ-Hâ / 124. Ayet
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى
Kim de benim kitabıma sırt döner ve beni anmaktan uzak durursa, şüphesiz dünyada onun için sıkıntılı, dar bir geçim vardır; kıyâmet günü de onu kör olarak diriltip huzurumuza getireceğiz.
5-) EY İMAN EDENLER EŞLERİNİZDEN VEYA EVLATLARINIZDAN SİZE DÜŞMAN OLANLAR ÇIKABİLİR ONLARA KARŞI DİKKATLİ OLUN (fesuphanellah)
Teğabün / 14. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْۚ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve evlatlarınızdan size düşman olanlar çıkabilir; onlara karşı dikkatli olun! Bununla beraber eğer affeder, hoş görür ve kusurlarını örterseniz bu sizin için bir fazilettir. Hiç şüphesiz Allah da, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
6-) ALLAHIN SEVGİ VE TAATİNİ MAL VE EVLAT SEVGİSİNE TERCİH EDENLERİ ALLAH KATINDA BÜYÜK BİR MÜKAFAT BEKLEMEKTEDİR
Teğabün / 15. Ayet
اِنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ
Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Allah’ın sevgi ve taatini mal ve evlat sevgisine tercih edenleri Allah katında büyük bir mükâfat beklemektedir.
7-) SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN ALLAH YOLUNDA HARCAMADIKÇA GERÇEK İYİLİĞE ERİŞEMEZSİNİZ KÜÇÜK BÜYÜK HER NE VERİRSENİZ ALLAH ONU KESİNLİKLE BİLİR
Âl-i İmrân / 92. Ayet
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe erişemezsiniz. Küçük büyük her ne verirseniz, Allah onu kesinlikle bilir.
8-EY İMAN EDENLER BİR TOPLULUK BAŞKA BİR TOPLULUĞU ALAYA ALMASIN BELKİDE ALAYA ALDIKLARI KENDİLERİNDEN DAHA HAYIRLIDIR. KADINLARDA BAŞKA KADINLARI ALAYA ALMASIN BELKİ O ALAYA ALDIKLARI KENDİLERİNDEN DAHA HAYIRLIDIR. BİRBİRİNİİ AYIPLAMAYIN, BİRBİRİNİZE KÖTÜ LAKAPLA ÇAĞIRMAYIN, FASIKLIK NE KÖTÜDÜR KİM TÖVBE ETMEZSE ZALİMLERİN TA KENDİLERİDİZ
Hucurât / 11. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey iman edenler! Bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin; belki de o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; belki o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinizi incitici, aşağılayıcı kötü lakaplarla çağırmayın. Bir insan iman ettikten sonra onu fâsıklığı çağrıştıran bir isimle çağırmak ne kötü bir davranıştır ve böyle yapıp imandan sonra fâsıklık damgası yemek de ne kötüdür. Bu tür davranışların ardından kim tevbe edip Allah’a yönelmezse, işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir.
9-) GÜZEL BİRŞEY GÖRDÜĞÜNÜZDE MAŞAALLAH ALLAH DİLEMİŞ OLMUŞ, BÜTÜN KUVVET ANCAK ALLAHA AİTTİR DEMELİSİNİZ
Kehf / 39. Ayet
وَلَوْلَٓا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَٓاءَ اللّٰهُۙ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِۚ اِنْ تَرَنِ اَنَا۬
اَقَلَّ مِنْكَ مَالًا وَوَلَدًاۚ
“Her ne kadar beni mal ve evlat bakımından kendinden daha geri görsen de, bağına girdiğinde: «Mâşallah, Allah dilemiş olmuş! Bütün kuvvet ancak Allah’a aittir» demeli değil miydin?”














O-Ö AYETLER


O- Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN AYET KONULARIİÇİNDEKİLER
1-) SEN BANA ANNEM GİBİSİN DEMEKLE EŞİNİ ANNENİZ OLMAZ ÇOCUĞU EVLATLIK EDİNİPTE EVLADIM DEMEKLE ÇOCUK ÖZ EVLADINIZ OLMAZ

2-) OKUMAYA BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM DİYEREK BAŞLA
3-) ALLAHA ORTAK KOŞMAYIN, ANA BABAYA İYİLİK EDİN, KÜRTAJ YAPTIRMAYIN, GÜNAHA YAKLAŞMAYIN, ADAM ÖLDÜRMEYİN,

4-) BOLLUKTA VE DARLIKTA ALLAH YOLUNDA HARCAYANLAR, ÖFKELERİNİ YUTANLAR, KUSURLARI AFFEDENLER ALLAHA YAKIN TAKVA SAHİPLERİDİR
5-) ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARINIZ VE HİZMETCİLERİNİZ SABAH NAMAZINDAN ÖNCE, ÖĞLEN İSTİRAHATTE İKEN VE YATSI NAMAZINDAN SONRA BU 3 VAKİTTE SİZİN YANINIZA İZİN ALMADAN GİRMESİNLER ÇÜNKÜ BU VAKİTLERDE MAHREM YERLERİNİZ AÇIK OLABİLİR
6-) MÜMİN KADININ MÜŞRİK ERKEKLE , MÜMİN ERKEĞİN MÜŞRİK KADINLA EVLENMESİ HARAMDIR
7-) ONLARIN KALPLERİNDEN NE GEÇTİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR ONLARA ALDIRMA ONLARA ÖĞÜT VER TESİRLİ SÖZLER SÖYLE
8-) DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALACAK TOPLUM İÇİN BİZ AYETLERİ BÖYLE AYRINTILI BİR ŞEKİLDE AÇIKLIYORUZ
9-) GÖRMÜYORLARMI Kİ HER SENE İMTİHAN İÇİN ÇEŞİTLİ BELA VE MUSİBETLERLE KARŞI KARŞIYA KALIYORLAR BUNA RAĞMEN NE TEVBE EDİYORLAR NE İBRET ALIYORLAR
10-) HZ HIZIR (AS)IN YIKILAN DUVARI TAMİR ETMESİNİN SEBEBİ YETİMLERİN HAKKI OLAN HAZİNENİN ONLAR BÜYÜYÜNCEYE KADAR BAŞKALARIN ELİNE GEÇMESİNİ ÖNLEMEKTİR
11-) ÖLÇÜ VE TARTI
12-) KESİLEN İNEĞİN PARÇASI İLE ÖLÜNÜN DİRİLMESİ MUCİZESİ ALLAH(CC) AKLINIZI ÇALIŞTIRMANIZ İÇİN ÖLÜLERİ BÖYLE DİRİLTİR VE SİZE AYETLERİNİ GÖSTERİR
13-) CENABI HAKKIN MUCİZE OLARAK BİR KADINI ÖLDÜRÜP 100 YIL SONRA DİRİLTMESİ
14-) HAKKIN İBRAHİM (AS)A 4 KUŞU PARÇALAYIP KARIŞTIRMASINI SÖYLEMESİ VE SONRA İBRAHİM(AS)IN KUŞLARI ÇAĞIRMASI VE KUŞLARIN CANLANARAK GELMESİ MUCİZESİ
15-) RABBİM HAYATI VE ÖLÜMÜ HANGİMİZİN DAHA GÜZEL İŞLER YAPTIĞINI DENEMEK İÇİN YARATTI
16-) HER NEFİS MUTLAKA ÖLÜMÜ TADACAKTIR GERÇEK DEĞERİNİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN SİZİ HAYIRLADA ŞERLEDE İMTİHAN EDİYORUZ
17-) ÖLDÜRÜLENLER HAKKINDA KISAS EMREDİLDİ HÜRE HÜR, KÖLEYE KÖLE, KADINA KADIN KISAS EDİLİR
18-) MÜMİN ERKEKLER GÖZLERİNİ HARAMA BAKMAKTAN SAKINSINLAR, İFFET VE NAMUSLARINI KORUSUNLAR
19-) MÜMİN KADINLARDA GÖZLERİNİ HARAMA BAKMAKTAN SAKINSINLAR, İFFET VE NAMUSLARINI KORUSUNLAR MECBUREN GÖRÜNEN KISIMLARI MÜSTESNA GÜZELLİKLERİNİ YABANCI ERKEKLERE GÖSTERMESİNLER
20-) YAŞLI KADINLARIN DIŞ GİYSİLERİNİ ÇIKARMALARI GÜNAH DEĞİLDİR

21-) EY KADINLAR DIŞARI ÇIKTIĞINIZDA CAHİLİYE KADINLARI GİBİ SÜSLERİNİZİ VE CAZİBENİZİ DIŞARI VURARAK ÇIKMAYIN
22-) TEHECCÜT NAMAZI PEYGAMBER(SAV) E MAHSUS BİR İBADETTİR

23-) KURANA NE ÖNÜNDEN NE ARKASINDAN HİÇBİR YÖNDEN NE NOKSANLIK, NE BİR YANLIŞLIK ASLA SIZAMAZ ÇÜNKÜ ONU HER ÖVGÜYE LAYIK ALLAH(CC) İNDİRMİŞTİR
24-) YEMİN KEFFARETİ 10 FAKİRİ SABAH AKŞAM DOYURMAK, VEYA GİYDİRMEK ,VEYA KÖLE AZAT ETMEK BUNLARA GÜCÜ YETMİYORSA 3 GÜN ORUÇ TUTMAKTIR
1-) SEN BANA ANNEM GİBİSİN DEMEKLE EŞİNİ ANNENİZ OLMAZ ÇOCUĞU EVLATLIK EDİNİPTE EVLADIM DEMEKLE ÇOCUK ÖZ EVLADINIZ OLMAZ
Ahzâb / 4. Ayet
مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓـ۪ٔي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ
Allah, bir adam için onun göğüs boşluğunda iki kalp yaratmadı. Kendilerine “Sen bana annemin sırtı gibisin!” demekle annenizin yerine koyup nefsinize haram ettiğiniz eşlerinizi de sizin gerçek anneleriniz kılmadı. Bunun gibi, evlatlık edinip “evladım!” diye çağırdığınız kişileri de sizin öz çocuğunuz yapmadı. Bunlar ağzınıza doladığınız ama hiçbir gerçekliği olmayan boş lâflardan ibârettir. Allah gerçeği söyler ve uyulması gereken doğru yolu gösterir.
2-) OKUMAYA BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM DİYEREK BAŞLA
Alak / 1. Ayet
اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
3-) ALLAHA ORTAK KOŞMAYIN, ANA BABAYA İYİLİK EDİN, KÜRTAJ YAPTIRMAYIN, GÜNAHA YAKLAŞMAYIN, ADAM ÖLDÜRMEYİN,
En'âm / 151. Ayet
قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔاۜ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۚ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْۚ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَۚ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ ذٰلِكُمْ وَصّٰيكُمْ بِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
Onlara şöyle de: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri bildireyim: O’na hiçbir şeyi ortak koşma­yın. Ana-babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla ço­cuk­la­rınızı öldürmeyin; çünkü sizi de onları da biz rızıklan­dırıyoruz. Açık olsun, gizli olsun hiçbir günaha ve kötülüğe yaklaşmayın. Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. İşte bunlar, akıl erdirmeniz için Allah’ın size emrettiği hususlardır."
4-) BOLLUKTA VE DARLIKTA ALLAH YOLUNDA HARCAYANLAR, ÖFKELERİNİ YUTANLAR, KUSURLARI AFFEDENLER ALLAHA YAKIN TAKVA SAHİPLERİDİR
Âl-i İmrân / 134. Ayet
اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ
O takvâ sahipleri, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcar, öfkelerini yutar ve insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyilik ve ihsân sahiplerini sever.
5-) ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARINIZ VE HİZMETCİLERİNİZ SABAH NAMAZINDAN ÖNCE, ÖĞLEN İSTİRAHATTE İKEN VE YATSI NAMAZINDAN SONRA BU 3 VAKİTTE SİZİN YANINIZA İZİN ALMADAN GİRMESİNLER ÇÜNKÜ BU VAKİTLERDE MAHREM YERLERİNİZ AÇIK OLABİLİR
Nûr / 58. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذ۪ينَ مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ وَالَّذ۪ينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلٰثَ مَرَّاتٍۜ مِنْ قَبْلِ صَلٰوةِ الْفَجْرِ وَح۪ينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّه۪يرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلٰوةِ الْعِشَٓاءِ۠ ثَلٰثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّۜ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ
Ey iman edenler! Elinizin altında bulunan köleleriniz, câriyeleriniz ve henüz ergenlik çağına girmemiş çocuklarınız şu üç vakitte yanınıza girmek için sizden izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkarıp istirahata çekildiğiniz vakit ve yatsı namazından sonra. Çünkü bu üç vakit, sizin mahrem halde bulunabileceğiniz zamanlardır. Bu vakitlerin dışında, izinsiz olarak yanınıza girmelerinde ne size ne de onlara bir günah yoktur. Çünkü, ev içinde kaçınılmaz olarak birbirinizin yanına girip çıkmak durumundasınız. Allah size âyetlerini işte böyle açıklamaktadır. Allah herşeyi hakkiyle bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
6-) MÜMİN KADININ MÜŞRİK ERKEKLE , MÜMİN ERKEĞİN MÜŞRİK KADINLA EVLENMESİ HARAMDIR
Bakara / 221. Ayet
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟
Müşrik kadınlar iman etmedikçe onlarla evlenmeyin. Şunu bilin ki, müşrik hür bir kadın hoşunuza gitse bile, mü’min bir câriye ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de, iman etmedikleri sürece mü’min kadınlarla evlendirmeyin. Yine bilin ki müşrik bir erkek hoşunuza gitse bile, mü’min bir köle ondan daha hayırlıdır. Çünkü müşrikler, insanı cehenneme çağırırlar. Allah ise, izni ve keremiyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. Allah, insanlar düşünüp ders alsınlar diye âyetlerini böyle açıklar.
ALLAH(CC)  ONLARIN KALPLERİNDEN NE GEÇTİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR ONLARA ALDIRMA ONLARA ÖĞÜT VER TESİRLİ SÖZLER SÖYLE
Nisâ / 63. Ayet
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَل۪يغًا
Allah, onların kalplerinde ne var, ne yok çok iyi biliyor. Bu sebeple sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve ruhlarına işleyecek tesirli sözler söyle.
8-) DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALACAK TOPLUM İÇİN BİZ AYETLERİ BÖYLE AYRINTILI BİR ŞEKİLDE AÇIKLIYORUZ
En'âm / 126. Ayet
وَهٰذَا صِرَاطُ رَبِّكَ مُسْتَق۪يمًاۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
Rabbinin dosdoğru yolu işte budur. Düşünüp öğüt alacak bir toplum için biz, âyetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
9-) GÖRMÜYORLARMI Kİ HER SENE İMTİHAN İÇİN ÇEŞİTLİ BELA VE MUSİBETLERLE KARŞI KARŞIYA KALIYORLAR BUNA RAĞMEN NE TEVBE EDİYORLAR NE İBRET ALIYORLAR
Tevbe / 126. Ayet
اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ ف۪ي كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ
Görmüyorlar mı ki, her sene birkaç defa imtihan mâhiyetinde çeşitli belâ ve musîbetlerle karşı karşıya geliyorlar. Buna rağmen ne tevbe ediyorlar ne de düşünüp ibret alıyorlar!
10-) HZ HIZIR (AS)IN YIKILAN DUVARI TAMİR ETMESİNİN SEBEBİ YETİMLERİN HAKKI OLAN HAZİNENİN ONLAR BÜYÜYÜNCEYE KADAR BAŞKALARIN ELİNE GEÇMESİNİ ÖNLEMEKTİR
Kehf / 82. Ayet
وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ يَت۪يمَيْنِ فِي الْمَد۪ينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُ كَنْزٌ لَهُمَا وَكَانَ اَبُوهُمَا صَالِحًاۚ فَاَرَادَ رَبُّكَ اَنْ يَبْلُغَٓا اَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنْزَهُمَاۗ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۚ وَمَا فَعَلْتُهُ عَنْ اَمْر۪يۜ ذٰلِكَ تَأْو۪يلُ مَا لَمْ تَسْطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًاۜ۟
“Doğrulttuğum duvar ise o şehirdeki iki yetim çocuğa aitti. Altında da o çocuklara ait gömülü bir hazine bulunuyordu. Babaları da sâlih bir kişiydi. Böylece Rabbin o iki çocuğun olgunluk çağına ulaşıp kendilerine ait o hazineyi çıkarmalarını istedi. Bunların her biri Rabbinden birer rahmet tezahürüdür; yoksa bunları kendiliğimden yapmış değilim. İşte sabretmeye tahammül gösteremediğin hâdiselerin iç yüzü bundan ibarettir.”
11-) ÖLÇÜ VE TARTIYI BÜYÜK BİR TİTİZLİK VE TAM DOĞRULUKLA YERİNE GETİRİN
EKSİK TARTARAK HAK SAHİPLERİNE ZULMETMEYİN
Hûd / 85. Ayet
وَيَا قَوْمِ اَوْفُوا الْمِكْيَالَ وَالْم۪يزَانَ بِالْقِسْطِ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ
“Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı büyük bir titizlik ve tam bir doğrulukla yerine getirin; kendilerine ait mallarda haklarını eksiltmek suretiyle insanlara zulmetmeyin ve bozguncular kesilerek yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.”
ÖLÇÜ VE TARTIYA HİLE KARIŞTIRANLARIN VAY HALİNE
Mutaffifin / 1. Ayet
وَيْلٌ لِلْمُطَفِّف۪ينَۙ
Ölçü ve tartıya hîle karıştıranların vay hâline!
12-) KESİLEN İNEĞİN PARÇASI İLE ÖLÜNÜN DİRİLMESİ MUCİZESİ ALLAH(CC) AKLINIZI ÇALIŞTIRMANIZ İÇİN ÖLÜLERİ BÖYLE DİRİLTİR VE SİZE AYETLERİNİ GÖSTERİR
Bakara / 72. Ayet
وَاِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَادّٰرَءْتُمْ ف۪يهَاۜ وَاللّٰهُ مُخْرِجٌ مَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَۚ
Hani bir zamanlar siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı.
Bakara / 73. Ayet
فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ كَذٰلِكَ يُحْيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
“Kestiğiniz ineğin bir parçasıyla öldürülen kişiye vurun” dedik. İşte Allah, aklınızı çalıştırmanız için ölüleri böylece diriltir ve size âyetlerini gösterir.
13-) CENABI HAKKIN MUCİZE OLARAK BİR KADINI ÖLDÜRÜP 100 YIL SONRA DİRİLTMESİ
Bakara / 259. Ayet
اَوْ كَالَّذ۪ي مَرَّ عَلٰى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلٰى عُرُوشِهَاۚ قَالَ اَنّٰى يُحْي۪ هٰذِهِ اللّٰهُ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ فَاَمَاتَهُ اللّٰهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۜ قَالَ كَمْ لَبِثْتَۜ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ قَالَ بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۚ وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًاۜ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۙ قَالَ اَعْلَمُ اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Veya şu kimsenin hâline bakmaz mısın ki o, altı üstüne gelip harap olmuş ıpıssız bir şehirden geçerken: “Allah, harabeye dönmüş bu yeri acaba nasıl diriltecek?” demişti. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz yıl sonra diriltti. Sonra da kendisine “Burada ne kadar kaldın?” diye sordu. O da: “Ya bir gün, yahut daha az” dedi. Allah şöyle buyurdu: “Hayır, yüz sene kaldın. Şimdi yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış! Bir de eşeğine bak, kemikleri nasıl çürümüş! Biz seni insanlara yeniden dirilmenin gerçekliğine dâir bir delil kılalım diye böyle öldürüp dirilttik. Şimdi de şu kemiklere bak, onları nasıl da birleştirip yerli yerine koyuyor, sonra da onlara et giydiriyoruz!” O kişi, gerçek bu şekilde kendisine apaçık belli olunca: “Artık çok iyi biliyorum ki Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir” dedi.CENABI 14-) HAKKIN İBRAHİM (AS)A 4 KUŞU PARÇALAYIP KARIŞTIRMASINI SÖYLEMESİ VE SONRA İBRAHİM(AS)IN KUŞLARI ÇAĞIRMASI VE KUŞLARIN CANLANARAK GELMESİ MUCİZESİ
Bakara / 260. Ayet
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ رَبِّ اَرِن۪ي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتٰىۜ قَالَ اَوَلَمْ تُؤْمِنْۜ قَالَ بَلٰى وَلٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْب۪يۜ قَالَ فَخُذْ اَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ اِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلٰى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْت۪ينَكَ سَعْيًاۜ وَاعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ۟
İbrâhim de bir zaman: “Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” demişti. Rabbi ise: “Yoksa inanmıyor musun?” buyurdu. İbrâhim: “Elbette inanıyorum, fakat kalbim iyice kanaat getirip yatışsın diye bunu istiyorum” dedi. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: “Öyleyse dört kuş yakala, onları kendine meylettir, alıştır, iyice tanı; sonra onları kesip hamur yaparak her bir dağın tepesine ondan bir parça bırak. Sonra onları çağır, bak nasıl koşarak sana gelecekler. Şunu iyi bil ki, Allah, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır.
15-) RABBİM HAYATI VE ÖLÜMÜ HANGİMİZİN DAHA GÜZEL İŞLER YAPTIĞINI DENEMEK İÇİN YARATTI
Mülk / 2. Ayet
اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُۙ
O ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. Kudreti dâimâ üstün gelen ve günahları çok bağışlayan yalnız O’dur.
16-) HER NEFİS MUTLAKA ÖLÜMÜ TADACAKTIR GERÇEK DEĞERİNİZİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN SİZİ HAYIRLADA ŞERLEDE İMTİHAN EDİYORUZ
Enbiyâ / 35. Ayetكُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır. Biz sizi, gerçek değerinizi ortaya çıkarmak için şerle de hayırla da imtihan ediyoruz. Sonunda zâten bize döneceksiniz.
17-) ÖLDÜRÜLENLER HAKKINDA KISAS EMREDİLDİ HÜRE HÜR, KÖLEYE KÖLE, KADINA KADIN KISAS EDİLİR
Bakara / 178. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلٰىۜ اَلْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْاُنْثٰى بِالْاُنْثٰىۜ فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ اَخ۪يهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَاَدَٓاءٌ اِلَيْهِ بِاِحْسَانٍۜ ذٰلِكَ تَخْف۪يفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas emredildi. Buna göre hüre hür, köleye köle ve kadına da kadın kısas edilir. Fakat kâtil, öldürdüğü kimsenin yakını tarafından affedilirse kısas düşer. O zaman affeden, uygun görülen diyeti kabul etmeli, affedilen de diyet borcunu güzelce ve tam olarak ödemelidir. Bu, Rabbinizin bir hafifletmesi ve merhametidir. Bütün bunlara rağmen kim Allah’ın koyduğu sınırı aşarsa, pek acı bir azabı haketmiş olur.
18-) MÜMİN ERKEKLER GÖZLERİNİ HARAMA BAKMAKTAN SAKINSINLAR, İFFET VE NAMUSLARINI KORUSUNLAR
Nûr / 30. Ayet
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ
Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Bu, onlar için daha temiz ve daha nezih bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların bütün yaptıklarını en iyi bilmektedir.
19-) MÜMİN KADINLARDA GÖZLERİNİ HARAMA BAKMAKTAN SAKINSINLAR, İFFET VE NAMUSLARINI KORUSUNLAR MECBUREN GÖRÜNEN KISIMLARI MÜSTESNA GÜZELLİKLERİNİ YABANCI ERKEKLERE GÖSTERMESİNLER
Nûr / 31. Ayet
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar; iffet ve namuslarını korusunlar. Mecbûren görünen kısımları müstesnâ, güzelliklerini ve süslerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Güzelliklerini ve süslerini; kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, kendi oğullarından, üvey oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, müslüman kadınlardan, kendi câriyelerinden, erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçilerden veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Bir de gizledikleri güzelliklere, süslere dikkat çekecek ve erkeklerde arzu uyandıracak şekilde ayaklarını yere vurarak yürümesinler. Ey mü’minler! Hepiniz tevbe ederek Allah’a yönelin ki kurtuluşa eresiniz.
20-) YAŞLI KADINLARIN DIŞ GİYSİLERİNİ ÇIKARMALARI GÜNAH DEĞİLDİR
Nûr / 60. Ayet
وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَٓاءِ الّٰت۪ي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ اَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِز۪ينَةٍۜ وَاَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
Artık evlenme istek ve ümidi kalmamış yaşlı kadınların, güzellik ve süslerini yabancı erkeklere göstermemek şartıyla, dış giysilerini çıkarmaları günah değildir. Ancak olabildiğince iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah her şeyi hakkiyle işiten, hakkiyle bilendir.
21-) EY KADINLAR DIŞARI ÇIKTIĞINIZDA CAHİLİYE KADINLARI GİBİ SÜSLERİNİZİ VE CAZİBENİZİ DIŞARI VURARAK ÇIKMAYIN
Ahzâb / 33. Ayet
وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ
Dışarı çıkmanızı gerektiren zarurî bir sebep olmadıkça evlerinizde ağırbaşlılıkla oturun. Mecburi bir iş için çıkmanız gerektiğinde ise, eski câhiliye devri kadınlarının yaptığı gibi, süslerinizi ve câzibenizi dışarı vurarak çıkmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey Peygamber’in şerefli hâne halkı! Allah bu emirleriyle sizden her türlü kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak istiyor.
22-) TEHECCÜT NAMAZI PEYGAMBER(SAV) E MAHSUS BİR İBADETTİR
İsrâ / 79. Ayet
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰٓى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا
Gecenin bir kısmında uyanıp sana mahsus bir ibâdet olmak üzere teheccüd namazı kıl. Böyle yaptığın takdirde umulur ki Rabbin seni Makâm-ı Mahmûd’a eriştirir.
23-) KURANA NE ÖNÜNDEN NE ARKASINDAN HİÇBİR YÖNDEN NE NOKSANLIK, NE BİR YANLIŞLIK ASLA SIZAMAZ ÇÜNKÜ ONU HER ÖVGÜYE LAYIK ALLAH(CC) İNDİRMİŞTİR
Fussilet / 42. Ayetلَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ تَنْز۪يلٌ مِنْ حَك۪يمٍ حَم۪يدٍ
Kur’an’a ne önünden ne de arkasından, hiçbir yönden bir noksanlık, bir yanlışlık asla sızamaz. O, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan, her türlü övgüye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir.
24-) YEMİN KEFFARETİ 10 FAKİRİ SABAH AKŞAM DOYURMAK, VEYA GİYDİRMEK ,VEYA KÖLE AZAT ETMEK BUNLARA GÜCÜ YETMİYORSA 3 GÜN ORUÇ TUTMAKTIR
Mâide / 89. Ayet
لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاك۪ينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْل۪يكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْر۪يرُ رَقَبَةٍۜ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْۜ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Allah kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun kefâreti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisiyle on fakiri bir gün sabah akşam doyurmak veya giydiğiniz orta hallisiyle onları giydirmek yahut bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Buna gücü yetmeyen üç gün oruç tutmalıdır. İşte yemin ettiğinizde onu bozmanın kefâreti budur. Bununla birlikte, yeminlerinize bağlı kalıp gereğini yerine getirin. Şükredebilmeniz için Allah size âyetlerini işte böyle açıklamaktadır.